15 Aralık 2017

İSİG: Kasım ayında 170 işçi katledildi!

AKP iktidarı ve OHAL uygulamasının işçi düşmanı politikaları hayata geçirdiği doğrudur. Ancak mücadelemiz bu ufukla sınırlı kalmamalıdır. AKP ve OHAL’e karşı mücadeleyi raporumuzun başında da belirttiğimiz gibi sınıfsal özünden koparamayız. Yani iktidar kim olursa olsun, hangi politikayı hayata geçirmeye çalışırsa çalışsın tek bir işçi bile iş cinayetlerinde öldürülmüşse tüm işçi sınıfını öldürülmüş sayacağız. Bu noktada tüm emekçi arkadaşlarımızı eşitlik, özgürlük ve yaşamak için mücadeleye çağırıyoruz. OHAL; grev yasakları, işsizlik ve iş cinayetleri demektir...

Kasım ayında en az 170, yılın ilk on bir ayında ise en az 1851 işçi yaşamını yitirdi

HABER MERKEZİ(02.12.2017)- İSİG-Meclisi Kasım ayı raporunu açıklayarak, OHAL süresince grev yasakları, işsizlik ve iş cinayetlerinin sistematik hale geldiğini, Kasım ayında en az 170, yılın ilk on ayında ise en az 1851 işçinin yaşamını yitirdiğini belirtti. İSİG-Meclisi tarafından yayınlanan Kasım ayı raporunu öneminden dolayı olduğu gibi okurlarımızla paylaşıyoruz.

‘’Güvencesizliği işçi sınıfının çalışma ve yaşam disiplini haline getiren AKP’nin 15 yıllık iktidarı boyunca iş cinayetlerinde 20 binin üzerinde işçi yaşamını yitirdi. Yani her gün işe giden yedi-sekiz işçi evine geri dönemiyor. Kimi ölümcül işlerde çalışanlar, örneğin maden işçileri, ailesiyle vedalaşmadan işe çıkmıyor. İşçi sınıfına yönelik bu ‘planlanmış politik cinayet’lerin katili ise ne iş makinesi ne işçi hatası ne de patron kusurudur. Asıl katil neoliberal sermaye hareketinin ‘düşük maliyet stratejisi’; yani ucuz ve güvencesiz işçiliktir. İşçi sınıfı bu şartlarda çalıştırılırsa ölüm kaçınılmazdır! Bunun adı işçi kırımıdır; işçi sınıfına karşı sistematik bir toplumsal savaştır...

Hal böyleyken sermaye ve iktidar tarafından aklımızla alay eden açıklamalar geliyor. MESS Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen ‘son 15 yılda iş kazaları yüzde 40 azaldı... İş kazasına neden olan etkenler içinde yüzde 82 ile güvensiz hareketler bulunuyor’ diyebiliyor. İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Orhan Koç ise ‘iş kazası tanımını daraltacaklarını’ söylüyor ve zaten ‘iş sağlığı güvenliğinde Türkiye’nin iyi bir noktaya geldiğini’ belirtiyor...

Güneş balçıkla sıvanmaz. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi olarak Kasım ayında en az 170 ve yılın ilk on bir ayında ise en az 1851 işçinin çalışırken yaşamını yitirdiğini tespit ettik... 

8 Kasım’da Bursa’da kazan denetimlerinin yapılmadığı ve faaliyeti engellenmesi gereken Gökkuşağı Tekstil Fabrikası’ndaki patlamada üçü sigortasız Suriyeli olmak üzere dört tekstil işçisinin ölümü; yine 1 Kasım’da Şile açıklarında hurdaya ayrılması gerekirken usulsüzlüklerle yola çıkarılıp batan Bilal Bal isimli yük gemisinde 9 denizcinin ölümü Kasım ayındaki toplu işçi katliamlarına örnektir.

 İş’te Sokak’ta OHAL’e Karşı Diren İşçi…

İşçilerin yaşam ve çalışma koşulları zaten kötüyken bu duruma bir de OHAL eklendi. OHAL ilanı sonrası ilk uygulama, zaten son derece zayıf olan emekçilerin iş güvencelerini koruyan yasaları fiilen ortadan kaldırmak oldu. On binlerce emekçi işsiz kaldı, diğer emekçiler de işsizlik tehdidi ile en temel haklarını dahi arayamaz duruma geldi.

Devlet grevleri yasaklamaya ve grev kırıcılığı yapmaya; sendikal kadrolar örgüt üyeliğinden tutuklanmaya başlandı. Sendikal örgütlenme özgürlüğüne dönük ağır baskılar hayata geçirildi. Çapa’da, İSKİ’ de , Bony Çorap’ta işçi sağlığı temsilcileri işten atıldı. Sendikalı fabrikalarda bile uzun çalışma saatleri ve yoğun çalışma koşullarına karşı ses çıkaramamaya dönük bir despotik rejim kurulmaya çalışılıyor.

Yüzlerce akademisyenin görevine son verildi. Böylece üniversitenin ve bilimin, toplum yararına olması ortadan kaldırılmak isteniyor. Kıdem tazminatının fona devri, özel istihdam büroları, varlık fonu gibi emek karşıtı politikalara yanlış diyenlerin sesi kısılmaya çalışılıyor. Kendisine biat eden, her dediğinin doğru kabul edilmesini isteyen bir anlayış empoze ediliyor. Böylece emek sömürüsünün önündeki bir engel daha kaldırılmaya çalışılıyor.

Emekçiler üzerinde zorunlu BES kesintisi yapılması ve taşerona rahmet okutacak kiralık işçilik düzenlemesi uygulamaya konuldu; yani çalışma standartları ve sosyal haklar daha da geriletildi.

Motorlu taşıtlar vergisi, özel tüketim vergisi, harçlar vs. Üst üste zamlar geliyor ve tartışılan sadece zam oranları. Enflasyon resmi olarak yüzde 12’ye ulaştı, dolar 4 TL sınırına dayandı, gençlerin dörtte biri işsiz. Çünkü ekonomide üretkenlik yok ve yapılan harcamalar silahlanmaya gidiyor.

Aşırı-yoğun-fazla çalışmaya bağlı olası ani ölümler ise (kalp krizi ve beyin kanaması) artık kalıcılaşmış durumda. Bu durum OHAL döneminde çalışma koşullarında herhangi bir iyileştirmenin olmadığını aksine var olan uygulamaların kalıcılaştığını gösteriyor. İşyerlerinde ya da çalışırken şiddet olaylarına maruz kalıp ölen işçilerin varlığı ise OHAL ile hiçbir sorunun çözülmediğini aksine şiddetin kalıcılaştığını ortaya koyuyor. Yine işyeri intiharlarının nedeni olarak mobbing, borç ve işsizlik ülkemiz işçi sınıfının içinde olduğu cenderedir. Gün geçmiyor ki mobbing dolayısıyla bir işçimiz, işsizlik nedeniyle üniversiteyi bitiren bir gencimiz ya da borçlarını ödeyemediği için bir emekçimiz yaşamına son vermesin. OHAL’de bu durum olağanlaşıyor...

OHAL ile ilgili birçok şey söylenebilir. Ancak OHAL’le beraber iş cinayetlerinin yüzde 10 artması ve OHAL’li on altı ayda 2719 işçinin yaşamını yitirmesi gerçeği tüm yaşananları özetliyor...

Sonuç olarak...

AKP iktidarı ve OHAL uygulamasının işçi düşmanı politikaları hayata geçirdiği doğrudur. Ancak mücadelemiz bu ufukla sınırlı kalmamalıdır. AKP ve OHAL’e karşı mücadeleyi raporumuzun başında da belirttiğimiz gibi sınıfsal özünden koparamayız. Yani iktidar kim olursa olsun, hangi politikayı hayata geçirmeye çalışırsa çalışsın tek bir işçi bile iş cinayetlerinde öldürülmüşse tüm işçi sınıfını öldürülmüş sayacağız. Bu noktada tüm emekçi arkadaşlarımızı eşitlik, özgürlük ve yaşamak için mücadeleye çağırıyoruz...

Kasım ayında iş cinayeti bilgilerinin yüzde 89’sini ulusal/yerel basından, yüzde 8’ini işçilerin mesai arkadaşlarından/yakınlarından, yüzde 3’ünü ise hekimlerden/mühendislerden/sendikalardan öğrendik. Her gün güncellenen bilgiler ışığında 2017 yılının Kasım ayında en az 170 ve ilk on bir ayında ise en az 1851 işçi arkadaşımız aramızdan ayrıldı…

Kasım ayında yaşamını yitiren 170 emekçinin 138’i işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden; 21’i çiftçilerden/küçük toprak sahiplerinden ve 11’i esnaflardan olmak üzere 32’si kendi nam ve hesabına çalışanlardan oluşuyor...

Kasım ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle;

Tarım, Orman işkolunda 37 işçi; İnşaat, Yol işkolunda 31 işçi; Taşımacılık işkolunda 25 işçi; Ticaret, Büro işkolunda 15 işçi; Gemi, Tersane işkolunda 12 işçi; Madencilik işkolunda 8 işçi; Metal işkolunda 8 işçi; Enerji işkolunda 7 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 6 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 5 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 5 işçi; Gıda, Şeker 3 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 1 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 1 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 1 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 1 işçi ve çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 3 işçi yaşamını yitirdi...

Kasım ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle; 

Trafik, Servis kazası nedeniyle 36 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 28 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 21 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 16 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 16 işçi; Şiddet nedeniyle 13 işçi; İntihar nedeniyle 11 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 9 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 8 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 7 işçi ve diğer nedenlerden dolayı 5 işçi yaşamını yitirdi...

 Kasım ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle;

14 yaş ve altı yaş grubunda 1 işçi,

18-27 yaş grubunda 28 işçi,

28-50 yaş grubunda 92 işçi,

51-64 yaş grubunda 28 işçi,

65 yaş ve üstü yaş grubunda 8 işçi,

ve yaşını bilmediğimiz/öğrenemediğimiz 13 işçi yaşamını yitirdi...

Kasım ayında ülkemizin 49 şehrinde işçi arkadaşlarımızı yitirdik...

23 ölüm İstanbul’da; 11 ölüm Bursa’da; 9 ölüm Konya’da; 8 ölüm Antalya’da; 7 ölüm Gaziantep’te; 6’şar ölüm İzmir, Şanlıurfa ve Zonguldak’ta; 5’er ölüm Afyon, Ankara, Denizli, Kocaeli ve Manisa’da; 4 ölüm Sakarya’da; 3’er ölüm Adana, Balıkesir, Çanakkale, Elazığ, Kastamonu, Kayseri, Mersin, Muğla, Sivas ve Uşak’ta; 2’şer ölüm Aydın, Edirne, Erzincan, Hatay, Kahramanmaraş, Muş, Samsun, Şırnak, Trabzon ve Yalova’da; 1’er ölüm ise Amasya, Burdur, Düzce, Erzurum, Eskişehir, Hakkari, Karabük, Karaman, Kilis, Mardin, Niğde, Tekirdağ, Tokat, Tunceli ve Yozgat’ta yaşandı…

2017 / Kasım ayında yaşamını yitiren Mustafa Başpunar, Yusuf Keskin, Cengiz Kaplan, Mehmet Deniz, Mustafa Karakaya, Kadir Oruç, Hacer Yaygın, Fatma Demirtaş, Osman Akbaş, Rüstem Sağlam, Osman Akbaş, Mehmet Alakuş, İsmail Akın, Mustafa Genç, Ahmet Kaya, Abdulkadir Deniz, Hacı Ahmet Akbulut, Osman Erkan, Volkan Demir, Bayram Çün, Sera Baylan, Hamit Kaya, Beşar Güneş, Abdullah Uygun, Mehmet Eser, Hüseyin Özgül, Hasan Konacak, Adnan Aslan, Nihat Bilgin, İbrahim Soydan, Muammer Arıoğlu, Gökhan Gürkan, Ahmet Pehlivan, Mehmet Öz, Kenan Yeşilbaş, Yalçın Uçar, Ali Sarı, Nurettin A.,Enes Ramazanoğlu, Metin Aytaç, Mustafa Koçtar, Cafer Tepebaşı, İsa Çeltik, Aydın Demirbaş, Ferhat Kayaalp, Hasan Sanma, Mustafa Aydoğdu, Hacı Samet Koyuncu, Hava Işık, Sadık Ebu Hüseyin Huceyce, Muhammed Baddih, Samir Haşom, Yasir Saraç, Fatih Kahraman, Gürkan Gülsever, Sinan Ç., Esat Kıran, Serkan Köstereli, Dikran Aldoyan, Kazım Ünlü, Fatih Ersoy, Süleyman Aydın, Cevahir Toker, Selim Gündoğdu, Emine Otmar, Remzi Aytar, İbrahim Halil Korkmaz, Yılmaz Aygün, Yavuz Urhan, Selahattin Köse, Vasıf Kuy, Hakan Altın, Murat Gören, Mehmet Karaköse, Cevdet Aydemir, İsmail Bayraktar, Ferhat Yalçınkaya, Ali Akharim, Kerem Parıldar, Rahim Çay, Suat Canpolat, Hidayet Çuha, Yasin Vural, Tolgahan Dağaşan, Özkan Göküş, Ferhat İnci, Nuri Oytun, Nuri Bilkiç, Cevdet Öztürk, Necdet Demir, Durmuş Özdemir, Ahmet Hac Hamed, Fatih Çoban, Şevket Karakaya, İbrahim Kaya, Haydar ., Mehmet Özalp, Turan Aydoğmuş, Sabaah Hammad, Kadem Aydın, İbrahim Ortakaya, Levent Avcı, Erdoğan Gürsoy, Kazım Karadeniz, İbrahim Aksu, Mehmet Kızıltoprak, Şeref Kürtüloğlu, Orhan Dişçi, Cesim El Halife, Harun Kelek, Vehbi Kara, Kadir Kartal, Salih Karayılan, Tugay Yurdal, Ali Ahmet, Kürşat Köse, Nurol Vardar, Hüseyin Rehber, İbrahim Ünal, Mustafa Aydemir, İbrahim Balavan, Emrah Yüksel, Fikret Baygün, Davut Öztürk, İlhan Önal, Mevlüt Bodur, Süleyman Şay, Mehmet Bayar, Serdar Çölkesen, Mustafa Türkoğlu, Abdullah Atlar, Cevat Maral, Mustafa Akyürek, İhsan Polat, Bozan Karanfil, Doğan Erkoç, Fırat Güleç, Serdar Kırkmalı, Recep Çelebi, Hüseyin Şapçı, Enver Gürses, Ercan Hendek, İsmail Bildi, İsmail Sever, Semih Demir, Ali Albayrak, Necati Özer, Yunus Yakar, Hakan Hatırkırmaz, Ali Akbulut, Cüneyd Yedican, Ali Doğan, Hüsamettin Yazıcı, Mert İlkmen, Nedim Alicem, Sabri Yıldırım, Engin Selçuk, Vedat Odabaşı, Mahir Erdoğan, Emin Tan, Onur Varol, Hasan Turan, Serdar Koç, Murat Çotak, Süleyman Tekin, Adem Çakar, Ahmet Şensoy, Selahattin Şener, Ferhat Kutbay ve ismini öğrenemediğimiz bir işçiyi saygıyla anıyoruz!

 

İletişim

http://www.guvenlicalisma.org

http://www.facebook.com/guvenli.calisma

https://www.facebook.com/yanginkulesi

http://twitter.com/guvenlicalisma

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi