18 Aralık 2017

Kadınlar sokakta: Yasaklarınızı tanımıyoruz, mücadele etmeye devam edeceğiz

25 Kasım dolayısıyla kadınlar ülkenin dört bir yanında sokaklara çıktı. Alanlara çıkan kadınlar “Biz kadınlar bu 25 Kasım’da da ilan ediyoruz ki, isteseniz de istemeseniz de haklarımızı alıncaya kadar; eşit, özgür, insanca bir yaşam kurana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz!” dedi

HABER MERKEZİ (25.11.2017) - 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde kadınlar sokaklara çıktı.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısı ile dünyada ve Türkiye-Kuzey Kuzey Kürdistan’da sokaklara çıkan kadınlar erkek egemen gerici zihniyetin kadınlara yönelik uygulamış olduğu her türlü şiddet, baskı, taciz ve tecavüze karşı mücadele ve dayanışmayı yükseltme vurgusu yaptılar. Emperyalist/kapitalist barbarlığın kadını hiçe sayan, metalaştıran ve köleleştiren gerici zihniyetine karşı tarihten günümüze direnerek ve mücadele ederek kadının özgürlük ve kurtuluş düşünü harlayan kadınların izinde bugünde direniş ve mücadele bayrağının yükseltileceğinin altı çizildi.

25 Kasım dolayısıyla Türkiye/Kuzey Kürdistan’ın dört bir yanında kadınlar sokaklara çıktı. Devletin kadın korkusu ise yine sokaklara yansıdı. Pek çok şehirde eylemler yasaklandı ve meydanlar binlerce polisle dolduruldu.

İstanbul

İstanbul’da ise kadınlar yasaklamalara rağmen Tünel Meydanı’nda buluşarak yürüyüşe geçti. İstiklal Caddesi boyunca yürüyen kadınlar, Figen Yüksekdağ ve Nuriye Gülmen’in fotoğraflarının bulunduğu dövizleri taşıdı.

 "Erkek-devlet şiddetine itaat etmiyoruz. Hayatımızdan mücadelemizden vazgeçmiyoruz" pankartı açan kadınlar "Yaşasın kadın dayanışması", "Kadınlar birlikte birlikte güçlü", "Geceleri de, sokakları da, Meydanları da terk etmiyoruz", "Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa", "Susmuyoruz, korkmuyoruz itaat etmiyoruz", "Kadın cinayetleri politiktir", "Trans cinayetleri politiktir" sloganlarını attı.

Terkos Pasajı'na kadar süren yürüyüş sonrası yapılan basın açıklamasını Özengül Ergün okudu. Ergün açıklamasına "25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında ayağa kalkan kadınlarla beraber bir kez daha sokaklardayız. Sadece bugün değil 1 yıldır neredeyse aralıksız kentlerin meydanlarında itiraz ediyoruz, direniyoruz. Hayatlarımızı çevreleyen, olağanlaştırılmaya çalışılan erkek şiddetine, olağanüstü halle kadın düşmanlığının dozajını arttıran devlet şiddetine, faşizmin her türlü uygulamasına karşı susmamaya, itaat etmemeye devam ediyoruz." ifadeleriyle başladı.

Ergün açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Karakollarda, şiddet gören kadınlara, LGBTİ'lere ‘size vaktimiz yok’ derken erkeklere sığınakların yerini dahi ayan beyan söyleyen, şiddete uğrayan göçmen kadınlara ‘önce delil’ deyip, sığınağa yönlendirmeyen düzeninize itaat etmiyoruz.  

‘OHAL’ bahanesiyle şiddet karşısında dayanışma için başvurabileceğimiz kadın örgütlerini kapattığınız, Kürt illerindeki belediyelere atadığınız kayyumlarla en önce belediyelerin kadın merkezlerini  hedef aldığınız, tecavüzcülere af çıkarmaya yeltenirken kadın milletvekillerini, belediye başkanlarını, siyasetçileri, hak savunucularını mahkûm ettiğiniz bu hale itaat etmiyoruz.

Hayatlarımızı, anneliğe, aileye, şiddete hapsetmeye çalışan yasalara ve yargıya, nasıl bir hayat yaşayacağımızı bize dayatan adamlara, o adamları koruyan tek adama itaat etmiyoruz! Bizler kadınlar erkek-devlet şiddetinden uzakta, güvenli, eşit ve özgür yaşama arzumuzdan da, hayatlarımızdan da mücadelemizden de vazgeçmiyoruz!"

Dersim

Dersim’de 25 Kasım dolayısıyla bir basın açıklaması düzenlendi. Saat 15.00’te KESK’te gerçekleşen basın açıklamasında kadınlar şunları söyledi;

“Bianet’in verilerine göre; 2017 yılının ilk on ayında en az 242 kadın ve kız çocuğu erkekler tarafından katledildi, 77 kadın tecavüze uğradı. 207 kadın taciz edildi, 286 kız çocuğu cinsel istismara maruz kaldı. Basına yansıyan vakalar sonucu oluşturulmuş bu sayıların gerçekte çok daha fazla olduğunu biliyoruz. Her güne en az iki kadın cinayeti düşüyorken iyi hal, haksız tahrik gibi cezai indirimler uygulanmaya devam ediyor. Eril yargının uyguladığı cezasızlık politikası taciz ve tecavüzün artmasına neden oluyor. Bizzat siyasal iktidar tarafından üretilen ve pompalanan cinsiyetçi söylemler kadınların sokakta, otobüste, metro da tanımadığı erkekler tarafından kıyafetleri bahane edilerek fiziksel şiddete maruz kalmalarına dayanak oluyor. İçeride ve dışarıda yürütülen savaş politikası, kutuplaştıran, ayrımcılığı körükleyen söylem ve uygulamalar kadın bedeni üzerinden yürütülmekte, kadına yönelik sistematik erkek-devlet şiddetini arttırmakta, barıştan yana tavır koyan kadınların meşru mücadelesi kriminalize edilerek, keyfi gözaltı ve tutuklamaların bahanesi haline getirilmektedir.

Haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanan kadın arkadaşlarımızı DERSİM’li kadınlar olarak selamlıyoruz. Elazığ hapishanesindeki kadın tutsaklar başta olmak üzere devrimci tutsaklara yönelik uygulanan fiziki ve psikolojik baskı, cinsel şiddet, kötü muamele işkence ve sağlık hakkına erişme engelini kınıyor biran önce hapishanelerdeki hukuksuzlukların son bulmasını istiyoruz. Çıplak ve özgür olan bizler, teşhir olan ise sizlersiniz!

Biz kadınlar bu 25 Kasım’da da ilan ediyoruz ki, isteseniz de istemeseniz de haklarımızı alıncaya kadar; eşit, özgür, insanca bir yaşam kurana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz!”

İzmir

İzmir Kadın Platformu da 25 Kasım için “Kadın soykırımını durduracağız yaşamı özgürleştireceğiz” sloganıyla Alsancak’ta toplandı.

İzmir’de yapılan açıklamada, AKP’nin kadını çalışma yaşamından uzaklaştırdığının ifade edildiği açıklamada, kadının rolünün "annelik” olarak tanımlandığı politikaların sürdürüldüğü aktarıldı. Başbakanlıkça kadın istihdamını artırmaya yönelik genelgenin “güncelleme” bahanesiyle yürürlükten kaldırılmak istediğine yer verilen açıklamada, “Eşit işe eşit ücret sağlanması” hükmünün çıkarıldığı söylendi. Açıklamada 4 milyon civarında kadının kayıt dışı çalışan çalıştırıldığını belirtilerek, kadın istihdamının azaltılmasına dönük uygulamaların hayata geçirilmek istendiği kaydedildi. 

OHAL'in devamlı uzatılarak her türlü muhalif sesin susturulmak istendiğine yer verilen açıklamada, “Sokağa çıkma yasakları döneminde Silopi’de cenazesi günlerce yerde kalan Taybet Ana'nın, mezarına faşist saldırı düzenlenen Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Annenin cenazelerine dahi tahammül edemeyenlerin, OHAL’i devamlı uzatması karşısında mücadelemizle ve dayanışmamızla duracağız. Yine OHAL döneminde, cezaevlerinde de baskılar bitmiyor. Elazığ Cezaevi başta olmak üzere kadın tutsaklara yönelik baskı ve işkencelere dur diyoruz” denildi.

 Son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğunun evlendirildiğine dikkat çekilen açıklamada, çocuk istismarı davalarının yüzde 700 arttığı belirtilerek, “Eğitim müfredatına “kocaya itaat” gibi gerici eklemeler yapan AKP hükümeti bu artıştan sorumludur.” denildi. 

Ankara

Ankara’da ise kadınlar Sakarya Caddesi’nde toplandı. OHAL uygulamalarına ve yasaklara tepki gösteren kadınlar, “Kadın mücadelesi köklü ve direngendir; yasalarla, yasaklarla, polis şiddetiyle engellemeye gücünüz yetmez. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, kadınlara yönelen şiddete ve bu şiddeti besleyip büyüten düzene ve tek adama karşı sesimizi daha fazla yükselteceğiz.” dedi.

Ankara Kadın Platformu adına basın açıklamasını Gönül Kural, “Toplumsal muhalefeti susturmak ve sindirmek dahası ülkeyi yönetmek için OHAL’le, KHK’larla temel haklarımızı askıya alarak şiddetin temel araç haline getirilmesi, kadına yönelik şiddet faillerine de güç vermektedir. Kolluk kuvvetleriyle karşılaşan, gözaltına alınan, tutuklanan kadınlar, taciz ve tecavüz ile tehdit ediliyorlar, cezaevlerinde kadınlara dönük şiddet artarak devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta Ankara Valiliği’nin şehirdeki tüm LGBTİ etkinliklerini “toplumsal hassasiyet ve duyarlılıklar”, “kamu güvenliği”, “genel sağlık ve ahlakın korunması” ve “başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması” gibi ifadelerle süresiz olarak yasaklaması apaçık ayrımcılıktır. Toptancı bir yasak ile LGBTİ’lere yönelik ayrımcılığı meşrulaştıran, LGBTİ varoluşunu kriminalize eden, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan ve LGBTİ örgütlerini çalışamaz hale getiren bu yasak kabul edilemez!

Hep beraber el kaldırdığınız kadın düşmanı yasalarınız bizim için hükümsüzdür, yıllarca mücadele ederek kazandığımız haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz! KHK’larla işimizden atılsak da, derneklerimiz, yayınlarımız kapatılsa da, tutuklansak da “yasaklarınızı tanımıyoruz” diyerek hayatlarımıza sahip çıkmak için mücadelemizi ve dayanışmamızı örecek, kadına yönelik şiddetin ortadan kalktığı, eşit ve özgür bir ülkede yaşayana kadar mücadele edeceğiz.” dedi.

Amed

Özgür Kadın Hareketi (TJA) Amed bileşenleri, 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü’nde Bağlar ilçesinin Koşuyolu Parkı’nda bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde açıklama yaptı.

Açıklamaya TJA aktivisti Ayla Akat Ata, HDP Milletvekili Sibel Yiğitalp, HDP Kadın Meclisi üyesi kadınlar, Amed Barış Anneleri ile çok sayıda kadın katıldı.

Savaşın ve şiddetin erkek devlet zihniyetinin uygulamalarıyla meşrulaştırıldığına dikkat çeken kadınlar, bu politikalara karşı kadınların mücadelesini sürdüreceklerini söyledi.