18 Aralık 2017

“İYİ’’ Partinin kirli-kanlı geçmişi ve egemenler arası çatışmadaki rolü üzerine!

İYİ partinin, AKP’nin elinde olan iktidar dengesi üzerinde ne gibi bir etkisi olabilir? Mevcut iktidar ve muhalefet ilişkileri üzerinde ne gibi değişimlere yol açar ya da açabilir? Selefi sultan Tayyip’in tek adam olmaya doğru geliştirdiği proje ve bu proje doğrultusunda aldığı tedbirler doğrultusunda çok çeşitli kurumlara yönelik geliştirdiği müdahaleler geçmiş sayılarımızda işlenmişti. İYİ parti adı altında devreye sokulan yeni oluşumun rolü bu açıdan önem taşıyor. İYİ partinin içinde çıkıp geldiği MHP, AKP ve sultan Tayyip projesi ile tamamen bütünleştiği, gayri resmi iktidar ortağı durumunda olduğu biliniyor. Dolayısıyla içinden çıkıp geldiği MHP ve AKP’nin mevcut politikalarına “muhalif” olduğunu ve bu nedenle iktidar ilişkileri üzerinde şu veya bu düzeyde bir etki yaratacağı beklenebilir

HABER MERKEZİ(10.11.2017)-Meral Akşener liderliğinde kurulan parti İyi adıyla siyasal yaşama sürüldü. Mevcut basın ve yayın kurumlarının esası selefi sultan Tayyip’e yandaş olması ve diğer bölümünün önemli ölçüde iktidara boyun eğmiş olması nedeniyle bu partiden fazlaca söz edilmemiş de olsa, AKP ve MHP dışındaki kesimler arasında önemli beklentilere mahzar olduğu açıktır. 2019 seçimleri döneminde siyasal dengeleri değiştirmesi beklenen Yeni partinin gerçekten yeni bir rol oynama şansı var mıdır? Siyasal dengeleri değiştirme şansı ve rolü olsa bile bu partinin varlığı halk için ne anlam ifade ediyor? Belki en son söylenmesi gerekeni en önce söylemek gerekirse, böyle bir partinin ezilen halkların yaşamına katacağı herhangi iyi bir katkısı olmayacaktır ki, bu o yapıyı oluşturan kadroların geçmişine; özellikle de Meral Akşener gibi köy yakmalardan sorumlu olan ve on binlerce insanı zor ve şiddet yoluyla topraklarından, köylerinden, yurdundan göçertirmiş ve yanı sıra binlerce insanın kaybından sorumlu ve emperyalist destekli Gladyo örgütünün şeçkin kişilerinden birinin önderlik ettiği bir  partiden ezilenler lehine bazı küçük katkılar yapacağını düşünmek bile tam politik körlük olur. Ne var ki solcu, hatta devrimci geçinen kimi çevrelerin ve kişilerin bu beklentiler içinde olduklarını; ya da sadece Tayyip’e darbe vuracağından hareketle bu partiye ve liderine olmadık methiyeler dizdiklerini görüyoruz. Bu beklentinin bir yansıması olarak Ankara’da Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin İYİ partinin kuruluşuna tahsis edilmiş olması ilginç olsa gerek. Yine böyle beklentiler içinde olanların devrim ve sosyalizm adına kitlelere nasıl ihanet ettiklerini ibretle izliyor ve şimdilik esas konuya dönmek üzere geçiyoruz.

İYİ partinin, AKP’nin elinde olan iktidar dengesi üzerinde ne gibi bir etkisi olabilir? Mevcut iktidar ve muhalefet ilişkileri üzerinde ne gibi değişimlere yol açar ya da açabilir? Selefi sultan Tayyip’in tek adam olmaya doğru geliştirdiği proje ve bu proje doğrultusunda aldığı tedbirler doğrultusunda çok çeşitli kurumlara yönelik geliştirdiği müdahaleler geçmiş sayılarımızda işlenmişti. İYİ parti adı altında devreye sokulan yeni oluşumun rolü bu açıdan önem taşıyor. İYİ partinin içinde çıkıp geldiği MHP, AKP ve sultan Tayyip projesi ile tamamen bütünleştiği, gayri resmi iktidar ortağı durumunda olduğu biliniyor. Dolayısıyla içinden çıkıp geldiği MHP ve AKP’nin mevcut politikalarına “muhalif” olduğunu ve bu nedenle iktidar ilişkileri üzerinde şu veya bu düzeyde bir etki yaratacağı beklenebilir. AKP ve sultan Tayyip’in tek adam olmaya doludizgin yürüdüğü ve bu nedenle geniş kitleler içinde büyük homurtuların olduğu aşikârdır. Böyle bir gerçeklik içinde M. Akşener’in yeni bir parti oluşumuna yönelmesi dikkate değer bir durumdur. Bu yönelimi sadece Meral Akşener ve yanında yer alan kurucu kadroların kararı olarak düşünmek, Türk egemenlik sisteminin uluslararası emperyalist merkezlerle olan derin ilişkilerini anlamamaktır. Hem içte hem de dışta bir bölüm sermaye ve temsilcisi ekiplerin bir planı ve yönelimi olduğunu düşünmek anlamsız bir değerlendirme olmayacaktır. Nasıl ki bir zamanlar AKP allanıp- pullanarak burjuva siyasal yaşama aktarıldı ise, benzeri şekilde yerel ve uluslararası sermayenin bir kesimi için bu gün artık zamanını doldurduğuna inanılan iktidar partisi AKP’nin ve özellikle sultan Tayyip’in kendilerine ters düşen iç ve dış politik yönelimine karşı alınmış önlemlerden biri olarak görülmelidir. Devlet Bahçeli’den AKP yetkililerine kadar Meral Akşener ve partisi hakkında söylenenlere dikkatlice bakıldığında bunun böyle olduğunu görmek zor değil. Ya da CHP gibi gerici-ırkçı bir partinin ve kimi demokrat ve hatta devrimci geçinen ama sistemi kökten hedeflemek yerine sorunu sadece sultan Tayyip ile açıklamaya kalkanların İYİ partiye biçtikleri rol ve beklentinin söylediklerimizi tersten doğrulayan bir yerde durduğunu görebiliriz.

Ezilen kitleler bakımında mevcutların hiç birinden farklı hiç bir ayrı özellik taşımayan ve ancak yeniden soracak olursak, mevcut iktidarı az ya da çok zorlaması istenilen İYİ parti bu işi ne kadar yerine getirebilecektir? Geleneksel söylemle İYİ partinin sağ ve muhafazakâr kimlik taşıması, hem dini söylem ve hem de Türk ırkçılığının şampiyonlarından biri olması bakımından kısmen AKP ve esasta da geldiği parti olan MHP tabanında bir kısım kitleyi etkileyecek gibi gözükmektedir. MHP, adı konulmamış da olsa iktidar ortağı olması ve AKP politikalarının hemen neredeyse tümüne evet demesi, MHP tabanında kimi kesim içinde yarattığı rahatsızlık M Akşener’in İYİ partisine kayacağı öngörülmektedir. Ne var ki, MHP’nin milliyetçi-ırkçı politikalarının kendi tabanı üzerinde bir kemikleşme yarattığı biliniyor. Meral Akşener’in İYİ partisi bu kemikleşmiş kesimi ancak daha büyük faşist-ırkçılık politikalarla kendine çekebilir. Bunun böyle olacağını ilerde daha net göreceğiz. Mevcut sultan Tayyip iktidarını etkileyebilmesi için İYİ partinin hem AKP ve özellikle de MHP kitlesini ciddi derecede etkileyip ve bu kesimin oylarını alması gerekir. Aksi takdir de bırakalım iktidarı hiç değilse bunları bir koalisyon olasılığına geriletmesi mümkün olmayacağı gibi, tersine başarısızlığa uğramış olmasından dolayı yarattığı moral bozukluğu nedeniyle beklentiye sokulan kitlelerde AKP ve Tayyip ve ortakları yenilemez inancını pekiştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Besbelli ki AKP ve MHP, İyi partinin etkilerini daha az zararlı duruma düşürmenin plan ve çalışmaları içindedirler. Selefi sultan efendinin AKP’ye özel müdahalesi, belediye başkanlarını istifa ettirmesi gibi uygulamaların tümü 2019 genel seçimlerinin kazanmaya ve tek adam olmaya yönelik uygulamalar olduğu açıkken, İyi partinin kendisine yönelik çıkışını bertaraf etmeye girişmeyeceğini söylemek mümkün değil. Ne türden tedbirlere ve önlemlere başvuracakları veya nasıl ve ne kadar yapacakları ise gelişmelere bağlı olacaktır. Kaldı ki AKP’nin dışında bu işi MHP kendi tarzıyla zaten yapmaktadır.

İyi partinin egemen sınıflar arası ilişkileri değiştirmede belli başlı bir etkisi olacağını söylemiştik ancak bu etkinin derecesi ne kadar olur pek net gözükmemektedir.  Argümanlardan biri de İYİ partinin, genel olarak batı ve özel olarak da Ege bölgesinde CHP’ye oy veren belli bir kitleden oy alacağı yönündedir. Bu kitlenin CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğine duydukları tepki ve etkisinde kaldığı Kürt aleyhtarı milliyetçi-ırkçı-şoven politikalardan dolayı İYİ partiye oy vereceği yönündeki kanaattir. Görüşümüzce çok berrak olarak görünmese de böyle bir kesimin varlığı açıktır. Bu kesim İYİ partiye oy versin veya vermesin sonuç itibariyle AKP ve MHP ortaklığına bir etkisi olmaz. Çünkü söz konusu seçmen kitlesinin kullanacağı oylar CHP’den İYİ partiye geçse bile iktidar partisine bir tehlike yaratmaz. Çünkü bu olası oylar iktidar partisinden veya destekçilerinden koparılan oylar olmayacaktır.

İYİ partinin özü AKP ve diğer burjuva partileriyle aynıdır!

İYİ partinin tek başına iktidar olma şansı hiç gözükmemektedir. Ekonomik, sosyal, kültürel, eğitim, sağlık politikalarında AKP ve diğerlerinden farkı niceldir. Öz olarak, bu konular üzerinde ileri sürdüğü politikaları diğerleriyle benzerdir. Adalet, hak-hukuktan söz etmesi, basın özgürlüğünden dem vurması, kardeşlik ve birlikten söz etmesi bu gerçeği değiştirmiyor. İlk yıllarda AKP’nin ileri sürdüğü çözüm politikalarını hatırlamakta fayda var. Çok daha kapsamlı bir program ileri sürdüğü ve geniş kitleler arasında büyük heyecan yarattığı bir gerçektir. Oysa İYİ parti bu bakımdan da heyecan ve umut yarattığı söylenemez. Şu alıntıyı birlikte okuyalım. “Partimiz, evrensel demokratik değerler, haklar üzerinde, ülke bütünlüğü üniter yapı içinde, hukukun üstünlüğü, hak ve hürriyetleri temel alan, eşit ve onurlu yurttaşlık ortak bir gelecek tasavvuru ve birlikte yaşama arzusu gibi ortak paydalar etrafında toplumsal bütünleşmenin sağlanarak bu meselenin çözülebileceğine inanıyoruz”  Her bir satırına sayfalarca yazı ile karşılık verilecek durumunda olan ve her yanından sahtelik akan bu yaklaşımda Türkiye halkının yüz yüze olduğu temel meselelere dair bir çözüm umudu var mıdır?  Bu ülkede “hukukun üstünlüğü” hiç değilse burjuva manada var mıydı? “Eşit ve onurlu yurttaşlık” ilişkisine şahitlik edenler olmuş mudur? “Demokratik değerler” nerede ve varsa kimler için işliyor? İşçiler, emekçiler, ezilen ulus olan Kürtler, ezilen inanç olan Aleviler ve diğerleri, Kadınlar sistem sahipleriyle hangi ortak payda da buluşturulacak? Özellikle Kürtlerin ortak ve birlikte yaşamak için ileri sürdükleri arzuya yönelik küçücük de olsa bir sözcük ve tutum var mıdır?

Bütün bu soruların cevabı bizim için net ve berraktır. Biz, siyasal yaşama sokulan her bir sistem partisinin halk için ne ifade ettiğini gayet net biliyoruz. Ne yazık ki geniş kitleler bu türden gün yüzü görmemiş kaba yalanlara bile hala inanmaktadır. Bunda bir bakıma biz komünistlerinde sorumluluğu var elbette. İşte tam da bu nedenle bu meselelere dair mümkün oldukça kitleleri kendi deneyleri üzerinde eğitmek amacıyla dikkat çekiyoruz.

Ülkenin temel sorunlarının çözümüne ilişkin sözü ve programı olmayan hiç bir politik parti ne ülkeye ne de halka bir yararı yoktur ve bu açıdan kötü birer alternatif olmaktan öteye gidemezler. Tarih bunu defalarca kez göstermiştir. Ancak bu gerici güçler bir birlerini devirmek için, komplolar kurmak için, darbeler tezgâhlamak için kuşkusuz önemli yer ve rolleri vardır. Halklarımızı aldatmak için ise ortak davranışları vardır. Irkçı-faşist politikaların ve geleneğin temsilcilerinin tarih boyunca yaptıkları bu değil midir? Oysa bu ülkenin ezilen halkları despotik-faşist rejim altında yaşamak zorunda değil, bu halklar özgür bir yaşamı fazlasıyla hak etmektedir. Bir avuç sömürücünün halklarımıza reva gördüğü zulmü aşmak için bütün haklı sebepler vardır. Yeter ki karar verelim, örgütlenelim, mücadele edelim. Kazanabiliriz!