21 Ocak 2018

Faşist Süreç ve Devrimci Mücadele/Perspektif

Bu zemin siyasi iktidar perspektifine sahip örgütlü devrimci hareketin mücadelesine önemli olanak ve avantajlar sunmaktadır. Devrimci hareket bunu göz ardı etmeden bu gelişmeyi esas alan bir yönelim içinde olmalıdır. Sürecin ikili yandan oluştuğu objektif gerçektir. Mücadelenin de bu ikili yanı dikkate alarak biçimlenmesi, devrimci güçlerin buna uygun pozisyon alması gerekli olandır. Sürecin bir yanı OHAL altında uygulanan açık faşizm iken, diğer yanı gelişen toplumsal muhalefet dinamiğidir. Dolayısıyla devrimci siyaset bu ikili duruma uygun biçimlenmek, devrimci hareket de bu ikili özelliğe uygun pozisyon almak durumundadır. Bütün bu bağlamda devrimci ve demokratik kurum ve güçlerin faşist saldırılardan kendisini korumayı ihmal etmemesi gerekirken, sürecin devrimci görevlerini omuzlama temelinde konumlanması da devrimci duruş, tavır ve mücadele adına zorunludur

HABER MERKEZİ(08.08.2017)-Sınıfsız Toplum İçin Halkın Günlüğü’nün 2.Sayısında yayınlanan ‘’ Faşist süreç ve devrimci mücadele’’ başlıklı perspektif yazısını takipçilerimizle paylaşıyoruz.

‘’Devrim ya da yöneten sınıfın egemenliğine son vererek yönetilen sınıfı yöneten duruma getirmek kısa vadeli bir mücadelenin işi değil; uzun, evrimli, çetin bir mücadelenin işidir. Devrim stratejik ve taktik aşamalar izlemekle birlikte, uyumlu, stratejik ve taktik mücadeleler bütününde ifade bulur ya da bu uyumlu bütünlük içinde zafere ilerler. Strateji ve taktiklerdeki uyumluluk, esasta taktik görev ve hedeflerin stratejik görev ve hedefe hizmet etmesi anlamına gelir. Ya da stratejinin taktiklere hükmetmesi ve taktiklerin stratejiye uygun biçimlenmesi demektir. Stratejik görevlerle taktik görevler hem birleşiktir hem de farklıdır. Strateji belli bir hedef uğruna bütünlüklü ve uzun vadeli bir aşama olarak yapılan plan ya da projenin ifadesi, taktik ise bu plan ve projenin somutta uygulanması ya da somut durumda aldığı biçimlerle uygulanmasının ifadesidir denilebilir. Strateji genel zaferi kapsarken, taktik ise genel hedef ya da zafer doğrultusunda parça başarıları kapsar. Strateji düşmanın genel olarak yenilmesini konu edinirken, taktik düşmanın yıpratılmasını, zayıflatılmasını, geriletilmesini konu edinir. Her devrim siyasi iktidar perspektifine bağlı olarak biçimlenen bir dizi mücadele biçimi ve sürecini ihtiva eder. Bunun gibi her mücadele de bir dizi değişik biçimden, bir dizi farklı görevden ve bir dizi taktik aşamadan teşekkül olur. Mücadele, taktik biçim ve görevlerden koparılarak salt stratejiye hapsedilirse kısırlaştırılır. Tersinden mücadele stratejiden koparılıp salt taktiklere indirgenirse siyasi görev unutulmuş hedef kaçırılmış olur ki, bu son tahlilde reformist yol ile devrimci yol arasında yapılan bir tercihle düzen içi eğiliminde bir yol ayrımına işaret eder.

Nihai hedefe tabi ele alınan mücadelenin stratejik yönelimi, sosyalist toplum uğruna sosyalist devrim ve bu devrim kalkışmasıyla gerici egemen sınıfları iktidardan alaşağı eden bütünlüklü siyasi muhtevada biçimlenirken, aynı mücadelenin taktiksel ilerleme yöneliminde biçimlenen somut ve lokal görevleri ise gerici hâkim sınıfların iktidardaki kliğine karşı mücadele ve bu kapsamda değişiklikler arz eden binlerce mücadele biçiminden teşekkül olur. Totalde dünya gericiliği ve bunun uzantısı olarak yerel devlet ve iktidarda örgütlenen bilumum gericilik hedeflenirken, verili somut aşamada mevcut iktidarı ve bu iktidarın tüm besleyenleri hedeflenir ya da devrim yönelimi kapsamında gerici sınıfların devletini yıkıp yerine sosyalist devlet kurmak hedeflenirken, devrim doğrultusundaki mücadelenin somuttaki biçimlenmesi hâkim sınıfların mevcut iktidarını hedefler. Mevcut siyasi iktidarın hedeflenmesi mücadelenin somut göreviyken, bu görev gerici sınıfların devletini yıkma biçimindeki stratejik hedeften bağımsız ele alınamaz. Gerici sınıfların bütün bir egemenliğine son verme yöneliminde, bu egemenliği somutta temsil eden siyasi iktidarı mücadelede somut hedefe koyup mücadeleyi bunun üzerinden geliştirmek doğru ve tabii olandır.

Süreç keskin, çelişki ve çatışmalarla seyrediyor. Bu süreç bağrında taşıdığı çatışkılar ve bu zeminde gelişen toplumsal muhalefet ve mücadeleler ekseninde yeni siyasal dalgalanma ve siyasi süreçlere gebedir. Kısa ya da uzun vadede yeni siyasi süreçlerin gündeme gelmesi tamamen mümkündür. Mevcut iktidar dönemi her bakımdan siyasi değişimleri mümkün kılan dinamik bir süreçtir. Baskılar durmak bilmezken, baskılara karşı hoşnutsuzluk da her gün birikim yaratıp gelişmektedir.

Sınıf karakteri komprador tekelci burjuva olup, siyasi niteliği faşizm olarak tarif edilen mevcut iktidar, içte ve dışta olmak üzere tüm sorumluluk alanında ciddi sorun ve çelişkilerle karşı karşıyadır. Dış ilişkiler alanda izlenen siyasetin ürünü olarak dışta, dış dünyada düşülen durum, onur kırıcı muamelelerden öteye yaşanan büyük tecrit haliyle iktidarın girdiği dar boğazdan biridir. Derin ekonomik bağımlılık ilişkileri içinde bulunulan emperyalist ülkelerle gergin ilişkiler zemininde yaşanan çatışmalı süreç, mevcut iktidara ekonomik ve siyasi fatura yükleyerek son derece sorunlu bir kulvarda ilerlemektedir. İçerde OHAL altında uygulanan açık faşizm ve koyu baskılarla seyreden devlet terörü, toplumda derin bir kaygı ve huzursuzluk kaynağı olup; büyük mağdur kitlesi de yaratmış durumdadır. Geniş toplumsal kitlelerin büyük bir bölümü baskıya maruz kalıp iktidardan hoşnut değildir. Burjuva klik ve kesimlerin önemli bir bölümü aynı baskı sürecinden yoğun olarak etkilenmektedir. İktidar kliği ile Kemalist klik arasında ciddi bir iktidar dalaşı keskinleşerek çatışma haline dönmüştür. Kemalist klik lehine devam eden eğilime rağmen, Erdoğan-AKP iktidar kliği şimdilik iktidarını sürdürmeyi başarmaktadır. Genel ivme iktidarın erimeye doğru gittiğini, Kemalist kliğin yükselişe geçtiğine işaret etmektedir. Bu durum toplumsal muhalefetin yükselmesine moral ve olanak vermektedir.

Mevcut siyasal süreç devrimci harekete önemli olanak ve avantajlar sunmaktadır!

Bu zemin siyasi iktidar perspektifine sahip örgütlü devrimci hareketin mücadelesine önemli olanak ve avantajlar sunmaktadır. Devrimci hareket bunu göz ardı etmeden bu gelişmeyi esas alan bir yönelim içinde olmalıdır. Sürecin ikili yandan oluştuğu objektif gerçektir. Mücadelenin de bu ikili yanı dikkate alarak biçimlenmesi, devrimci güçlerin buna uygun pozisyon alması gerekli olandır. Sürecin bir yanı OHAL altında uygulanan açık faşizm iken, diğer yanı gelişen toplumsal muhalefet dinamiğidir. Dolayısıyla devrimci siyaset bu ikili duruma uygun biçimlenmek, devrimci hareket de bu ikili özelliğe uygun pozisyon almak durumundadır. Bütün bu bağlamda devrimci ve demokratik kurum ve güçlerin faşist saldırılardan kendisini korumayı ihmal etmemesi gerekirken, sürecin devrimci görevlerini omuzlama temelinde konumlanması da devrimci duruş, tavır ve mücadele adına zorunludur.

Bu konumlanma temelinde alınacak pozisyon ve mücadelenin ele alınması meselesi önemli bir siyaset sorunudur. Stratejik yönelim, hedef ve görevlerimiz, somut siyaset ve mücadelede mevcut iktidara karşı mücadelenin geliştirilip başarıya taşınması öncelikli meseledir. Bu bağlamda mevcut iktidara karşı olan demokratik nitelikteki geniş toplumsal muhalefet ve dinamiklerle taktik-somut mücadele görevleri kapsamında belli ittifak ve birlikler geliştirmek isabetli olacaktır. Şimdiki sürecin öncelikli görevi yakın tehdit ve baş düşman durumundaki mevcut iktidara karşı mücadele olduğuna göre, bu iktidara karşı mücadele ve muhalefet eden geniş toplumsal dinamiklerle bu süreç içinde mücadele birliğine gitmek, toplumsal dinamiklerle birleşmek zorunludur. Ki, bu kesimler son tahlilde devrimin tabanı ve kitleleridir. Bunlarla birleşmenin en doğru zemini toplumsal mücadeleler pratiğidir. Özcesi, somut hedef ya da mücadele hedefi olan iktidara karşı mücadelede aynı hedef ve mücadelenin bu sürece has da olsa parçaları olan toplumsal dinamiklerle birleşme, somut görev ve mücadelelerde geçici ittifaklar, eylem-güç birlikleri ve ortak mücadeleler geliştirmek zorunludur. Büyük toplumsal mücadele ancak bununla, yani ortaklaşılan somut görev ve mücadeleler üzerinden geliştirilebilir. Toplumsal dinamikler birleştirilmeden devrime gidilemeyeceği doğruysa, bu kesimlerle her vesileyle birleşip onları ideolojik-siyasi etkimize almamız başka bir zorunluluktur.

Bütün bunlarla birlikte ve mevcut koşullar dikkate alındığında, daha da önemli olan somut perspektif ya da yönelimimiz şu olmalıdır: Örgütlü devrimci hareketin örgütsel zayıflıkları tam bir handikap olarak önünde durmakta, yaşanan süreçte büyük bir zaaf olarak öne çıkmaktadır.  Ancak yaşanan süreç ve toplumsal muhalefet dinamiklerindeki gelişme, tüm zayıflıklarına karşın sosyalist ve devrimci hareketin önüne ertelenmez görevler, büyük sorumluluklar koymaktadır. Azılı bir faşist terör estirirken, aynı zamanda toplumsal muhalefet gelişme eğilimi sergilerken ve kesin bir devrimci mücadele görevi orta yerde dururken, biz sosyalist ve devrimci hareketlerin bu duruma gözlerimizi kapatmamız beklenemez. Tersine somut durum ve gelişmeleri dikkate alarak devrimci mücadele sorumluluğunu taşımamız vazgeçilmez görevdir. Ancak süreci burjuva tesir ve önderliklerden kurtarıp sosyalist ve devrimci önderlikler altında devrimci özde geliştirerek mevcut iktidarın faşist saldırılarına karşı kararlı ve tutarlı bir mücadele sergileyebiliriz. Bu da, yeterli örgütlülüğe sahip olmayıp örgütsel ve siyasi güç olarak zayıflıklar taşıyan, dolayısıyla tek tek parçalarıyla kitleleri harekete geçirme durumunda olmayan ve aynı zamanda kitleleri burjuvazinin etkisinden kurtaracak örgütsel-siyasi güce sahip olmayan sosyalist ve devrimci hareketin, sürecin görev ve sorumluluklarını omuzlama, kitlelere güven vererek onları burjuva tesirden kurtarma ya da burjuva önderliğe mecbur kalan kitleleri bu durumdan kurtarma ve son tahlilde devrimci görev ve mücadelenin gereksinimlerine yanıt olabilmek için kendi arasında bir birleşme sağlaması elzemdir.

Devrimci güçlerin toparlanması ve kitleleri birleştirmesi mümkündür!

Toplumsal muhalefet ve mücadelenin geliştiği her deneyimde bu geniş kitlelerin burjuva önderlikler tarafından harekete geçirilip yönlendirildiği, devrimci ve sosyalist güçlerin etkisiz kaldığı izlenmektedir. Bundandır ki, bu kitle hareketleri genellikle doğru sonuçlarla neticelenmemektedir. Kemalistlerin büyük toplumsal kitleleri harekete geçirip yönettiği, aynı biçimde AKP’nin büyük kitleleri harekete geçirip yönettiği izlenmektedir. Devrimci alternatif zayıf olup güven verici durumda olmadığı, siyasi ve örgütsel gücünün olmaması vesilesiyle kitlelerin burjuvaziye yedeklendiğini söylemek yanlış olmaz. Devrimci ve sosyalist hareketin örgütsel olarak güçlenmesi durumunda önemli kitleleri kucaklayıp harekete geçireceği açıktır. O halde güç olmanın yollarına yönelmek şarttır. Ancak bundan önce ve pratik bir zorunluluk olarak, mevcut devrimci, sosyalist parti ve örgütlerin belli ilkeler ekseninde sağlayacakları ortaklık, geçici ittifak veya mücadele birliği şeklinde kuracakları devrimci cephenin birliği burjuvaziye karşı ciddi bir alternatif olabilir, geniş kitleleri birleştirebilir.

Milyonları bir araya getirmek hemen mümkün olmayacaktır. Ama onu aşkın devrimci örgütün bir araya gelerek devrimci cephenin güçlerini toparlaması ve önemli oranda kitleleri birleştirmesi mümkündür. Örneğin toplumsal muhalefet veya kitle hareketlerinde bu birlik sağlanabilir. “Adalet Yürüyüşü”, Gezi-Haziran Ayaklanması gibi büyük kitlesel eylem ve hareketlerde bir araya gelmiş olan onu aşkın devrimci, sosyalist parti ve örgüt önemli bir kitleye hitap edip onu harekete geçirebilir. Bu birlikle devrimci parti ve örgütlerin geniş kitlesel hareketlerde etkisiz ve edilgen kalması önlenebilir. Dahası devrimci ve sosyalist irade adına önemli bir varlık gösterilerek muhtelif süreçler devrimci yönde geliştirilip kitleler burjuvazinin peşinden kurtarılarak devrimci saflara çekilebilir. Böylece devrim cephesi güçlenmiş, devrimci güçler ve halk kitleleri moral alarak gelişme ivmesini hızlandırabilirler.

Devrimci ve Sosyalist yapılar en azından geniş kitlesel hareketlerde ortak hareket etme, güç ve eylem birliği yapma yeteneği sergilemelidir. Ancak bunu hareketin gelişme anına ertelemeden patlaması muhtemel olduğu için, hareket patlamadan önce, zaman kaybetmeden karara bağlamalıdır.

Mevcut iktidara karşı mücadele görevinde bu adımları atmak gerekli ve zorunludur. Aksi halde ne iktidar zayıflatılabilir ne de devrim geliştirilebilir’’.