15 Aralık 2017
%PM, %25 %604 %2017 %13:%Eyl

Ataerkil Sisteme Karşı Kadın Mücadelesini Yükseltelim!

Dünden bugüne “Faşizm paramparça ezilip yere serilmeden aramızdan hiç kimse dinlenme hakkına sahip değildir” anlayışı ile durmadan direnen ve mücadeleyi sürdüren biz kadınlar, tüm bu gerici söylemler ve politikalara kaşı birleşik kadın mücadele hattını güçlendirerek, kan ve zulümle beslenen ataerkil sisteminizi yıkacağız! O güne dek sokak sokak, barikat barikat, ev ev direnmeye devam edeceğiz!  

HABER MERKEZİ(25.09.2017)-Sınıfsız Toplum İçin Halkın Günlüğü’nün 5.Sayısında yayınlanan ‘’ Gerici politikalar ve Ataerkil sisteme karşı kadın mücadelesini yükseltelim’’ başlıklı makaleyi okurlarımızla paylaşıyoruz.

‘’Toplumsal mücadelenin yükselmesi karşısında iktidarını tehlikede gören egemenler muhalif kesimleri sindirme yönelimine girmiştir. Bu saldırı alanının en büyük ayağını da kadınlar oluşturmaktadır, çünkü erkek egemen sistem kadının teslim alınmadan muhalif kesimin bastırılmayacağını bilmektedir.

Erk sistem, yaptığı her açıklamada kadını hedef alan yaklaşımlarda bulunmakta, buna dönük politikalar üretmektedir. Siyasetten hukuka, eğitimden yaşam tarzına kadar her alanda kadınlar üzerinde toplumsal baskı arttırılmaktadır. İktidar ve yandaşları kadının sadece çocuk bakımı ve ev işleri yapması gerektiğini savunmakla kalmayıp bir de kadınların ne kadar çocuk yapacağını da belirleme hakkını kendisinde görür oldu. Bir yandan nüfusun artması için kadını çocuk doğurmaya teşvik ederlerken diğer taraftan kız çocuklarını, rıza yaşını 12’ye indirme girişimiyle daha küçük yaşlarda erkeğin tahakkümü altına alarak; araştıran, sorgulayan ve düşünen bireyler olmalarını engellemek istemektedirler.

Toplumun her alanına sirayet eden bu ataerkilliğin beslendiği ve toplumsal cinsiyet eşizsizliğinin kuvvetlendirildiği en önemli alan eğitim programları ve bunun hayata geçirildiği eğitim kurumlarıdır. Bu alanda her geçen yıl eğitim programlarında bilimsellikten uzak cinsiyetçi bir yenilenmeye gidiliyor. Her yıl bilimsel bir konu çıkarılırken yerine hiç kuşkusuz kadın düşmanlığı söylemleri dolduruluyor.

Biyoloji derslerinden evrim teorisi çıkartılıp yerine vatan sevgisi ve iş ahlakına dair uzun uzadıya anlatımlara gidilmiştir. Eskiden, ders sayısı üç olan biyoloji dersi ikiye indirilmiş bilim okullardan kapı dışarı edilmiştir. Eğitim alanını, kendi tabirleriyle dindar bir nesil yetiştirme amacına uygun hale getirmek istemektedirler. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin orta öğrenim programlarında, “Kocaya itaat ibadettir”, “Erkek kadından daha ileridedir”, “Erkeğin okumuşu kadı, kadının okumuşu cadı olur” vb. sözlerine yer verildi. Kitaplarda, erken yaşta evlilik, örf ve âdet olarak anlatılarak temelleri o yaşlarda atılan toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleştirilip bu düzenlemelerle yeni nesiller içinde kadın hiçleştirilmektedir. Tek derdi aile kurumunu korumak ve “Kutsal aileyi” ayakta tutmak olan iktidar yine yeni düzenleme ile hazırlanan kitapta çocuklara, “Bekârlık sultanlık değil, henüz karar verilememiş bir sürecin sancılı bekleyişidir”, “Evlilik yüzüğü esaret halkası değil bir hürriyet nişanesidir”, “Evlenmeye karar verenlerin nişan sürelerini çok da fazla uzatmamaları” gerektiği vurgulandı.

Her yıl eğitimde yapılan bu düzenlemeler sonucu piyasacı, tekçi, anti-bilimsel ve cinsiyetçi bir eğitim yaratıldı. Son on yılda bir bütün bunların sonucu olarak çocuk istismarı üç kat artmış, örgün eğitime giden kız çocuklarının oranında ciddi bir düşüş olmuş, her yıl gerçekleşen resmi evliliklerin beşte birinde 18 yaş altındaki kız çocukları evlendirilmiştir. Bu programlar bir gerçeği hiç kuşkusuz ki yüzümüze vuruyor. Bu eğitim sisteminin yetiştirdiği çocuklar ataerkil düzenin devamını sağlayacaktır. Bu sistem kadına yönelik baskıyı arttırarak daha çok cinsel saldırı, daha çok cinsel şiddet, daha çok kadın cinayetlerinin önünü açacak ve toplumda yaratılmak istenen kadın düşmanlığının beslenmesini sağlayacaktır.

Tüm bu söylemlerin ve sürdürülen bu politikaların yaşam tarzına yönelik saldırıları da arttırması sonucunda, kadınlar sokakta, fabrikada, parkta, toplu taşıma araçlarında ataerkil sistem tarafından keyfi bir tutum ile kıyafetleri gerekçe gösterilerek hedef haline getirilip şiddete ve cinsel saldırıya uğramaktadırlar. Kadın ve çocukların yeni üretilen politikalar sonucu ne özgür iradeleri ne de can güvenlikleri kalmamıştır.

Kadınlara yönelik yaşanan gerici saldırılara ve kadın cinayetlerine karşı bir eylemde bulunmayanlar kadınların yaşamlarına yönelik söylemlerden de geri durmuyorlar. “Kadın erkek eşit değildir.”, “Kadın mıdır kız mıdır”, “Kadınlar iş aramaya çıktıkları için işsizlik var” “Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer”, “Kadının yeri evidir” gibi açıklamalar ile yaşam alanlarımıza ve bir bütün kadınlara yönelik bu politikalar nefret ve toplumda ayrışmayı derinleştiriyor.

Gerici yasalarla kadına kölelik dayatılmaktadır!

Kadın üzerinden politika yürütmeye devam eden AKP/Erdoğan iktidarı tarafından Nüfus Hizmetleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören yasa tasarısı Meclis’e sunuldu. Bu tasarıda il ve ilçe müftülerinin nikâh kıyabileceğine ilişkin bir düzenleme getirildi. Yine tasarıya göre bundan böyle sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılacak. Beyanın teyidi amacıyla mülki idare amirinin emriyle, aile hekimlerinin aracılığıyla araştırma yaptırılacak. Doğum bildirimi; veli, vasi, kayyım, bunların bulunmaması halinde çocuğun büyük ana, büyük baba veya ergin kardeşleri ya da çocuğu yanında bulunduranlar tarafından yapılacak.  Bu yasa tasarısının çocuk yaşta evliliklerin ve çocuk istismarının artmasına olanak sağlayacağı çok açıktır. Erdoğan/AKP iktidarı bu tasarıyı her zamanki gibi “topluma hizmet” kılıfına uydurmaya çalışmaktadır. Kadının beyanının yok sayıldığı, toplumda ezilmişliğini arttıran, yaşam alanlarına yönelik müdahaleyi, her alanda baskıya uğramasını “topluma hizmet” olarak görenler kadınların örgütlü gücü ile karşı karşıya gelecektir.

Devlet tüm bu politikalarla kadının toplum içerisindeki ezilmişliğini, arka plana atılmışlığını, çıkardığı yasalarla destekleyerek meşru hale getirmeye çalışmaktadır. Kadın kurumlarının kapatılması, binlerce kadının hapse atılması, on binlercesinin işinden çıkarılması kadını ve mücadeleyi geriletme saldırısıdır.

Ama biz biliyoruz ki kadın kurtulmadan insanlık kurtulmaz. Bu gerici saldırıları geri püskürtmek kadın mücadelesinin başarısına bağlıdır. Bu nedenle yarını kazanmak, kadını ve toplumu özgürleştirmek kadınların can bedeli ile oluşturduğu bütün kazanımları korumaktan ve mücadeleyi yükseltmekten geçmektedir.

Dünden bugüne “Faşizm paramparça ezilip yere serilmeden aramızdan hiç kimse dinlenme hakkına sahip değildir” anlayışı ile durmadan direnen ve mücedeleyi sürdüren biz kadınlar, tüm bu gerici söylemler ve politikalara kaşı birleşik kadın mücadele hattını güçlendirerek kan ve zulümle beslenen ataerkil sisteminizi yıkacağız! O güne dek sokak sokak, barikat barikat, ev ev direnmeye devam edeceğiz’’