16 Ocak 2018
%AM, %16 %422 %2017 %09:%Ara

Hasankeyf ve Dicle Nehri'ndeki tahribat geri döndürülemez boyutta

Yapımına devam edilen Ilısu Barajı ile 12 bin yıllık geçmişe sahip olan Hasankeyf ile yanı başındaki Dicle Nehri’nin ekosisteminde yol açılan tahribat, geri döndürülemez boyutlara ulaştı

HABER MERKEZİ (16.12.2017) - Yapımına devam edilen Ilısu Barajı ile 12 bin yıllık geçmişe sahip olan Hasankeyf ile yanı başındaki Dicle Nehri’nin ekosisteminde yol açılan tahribat, geri döndürülemez boyutlara ulaştı.

Mezopotamya Ajansı’ndan Sonya Bayık’ın haberine göre, 12 bin yıllık geçmişi ile daha önce “Birinci Derece Arkeolojik SİT Alanı” kapsamına alınıp, çivi çakmanın dahi yasaklandığı Batman’ın tarihi ilçesi Hasankeyf’i, bugün yapımı süren Ilısu Barajı ile sular altına bırakarak boğma çalışmaları son hızla devam ediyor. Süren baraj inşaatının yanı sıra Devlet Su İşleri (DSİ), Hasankeyf Kaymakamlığı ile Rüzgar Dağcılık ve Endüstriyel Firması tarafından 14 Ağustos’ta başlatılan “Dolgu ve Güçlendirme Projesi”yle de “düşme riski” oluşturduğu gerekçesiyle Kale bölgesindeki tarihi kayalıklar ve mağaralar aylardır yıkılmakta.

Kale içerisindeki Darphane ile vadinin ön ve arka kısımlarında süren yıkım çalışmalarında kayaların dinamitle yıkılması, kamuoyunda büyük tepkilere yol açmıştı. Gösterilen tepkiler üzerine ise, kayalıkların yıkımında dinamit değil, “ekolojik kırıcılar” kullanıldığı ileri sürülmüştü.

Mağaralar betonla dolduruldu

Dinamit kullanımı sonrası yıkılan ve zarar verilen 200’ün üzerinde mağaranın içi ise, “Güçlendirme Projesi” adı altında doğal yapısı tahrip edilerek, betonla dolduruldu. Darphane ve kale içerisinde bulunan küçük kayaların yıkımına halen iş makineleriyle devam ediyor. Tamamı tel örgülerle kapatılan Kale bölgesinin içerisinde bulunan ağaçlar da yine yerlerinden söküldü. Bölgede bulunan ve eski zamanlarda kullanılan şarap mahzeni de yıkılarak iş makinelerinin geçiş yoluna dönüştürüldü. 

Su seviyesi azaldı, binlerce balık telef oldu

Daha önce küçük bir kısmı kumla doldurulan Dicle Nehri’nin ön kısımlarının hemen hemen tamamı kumla doldurularak, nehrin ekosistemi bozuldu. Bununla birlikte su seviyesi azalan nehirde binlerce balık telef oldu. Nehirdeki kirlilik ise gözle görülür derecede. 

‘Bu sese alıştırıldık!’

Etrafı tel örgülerle çevrilip, “şantiye alanına girmek tehlikeli ve yasaktır” tabelasının asıldığı bölgede hızlandırılan yıkım çalışmaları yüzünden Hasankeyf’i, Dicle Nehri’nin suyundan çok iş makinelerin sesi sarmış durumda. İlçe merkezinin hemen hemen her yerinden iş makinelerinin çıkardığı sesleri duymak mümkün. Bu sese “alıştırıldıklarını” söyleyen Hasankeyfliler ise kendilerine belirsiz geleceğin dayatıldığı düşüncesinde. 

Bir yandan belirlenen yeni yerleşim yerinde, kendileri için aceleye getirilerek özensizce yapılan TOKİ evlerinin inşaatı sürerken, devlet yetkilileri tarafından geçtiğimiz Ekim ayı içerisinde boşaltılması istenen çarşı merkezi esnafının durumu da belirsizliğini koruyor. 

Tahribat turistlerden saklanıyor

Gezilip görülebilinecek yerlerin çevresinin tel örgülerle kapatılmış olunması nedeniyle ilçeye artık eskisinden az sayıda turistin gelmesi yüzünden çarşıda durgunluk hakim. Turistlere rehberlik eden ilçe sakinlerinin iddiasına göre, ilçeye gelmek isteyen turistler, tur şirketleri tarafından yeni yerleşim yerine yönlendirilip, böylece barajın Hasankeyf’te neden olduğu yıkım saklanmaya çalışılıyor.

Bir yandan Hasankeyf’teki yıkım devam ederken, bir yandan da ilçenin Nisan ayına kadar tamamen boşaltılacağı konuşuluyor. 2010 yılında yaşanan kaya düşmesi olayı gerekçe gösterilerek girişleri yasaklanan Hasankeyf Kalesi’nin girişindeki kilitli kapı ve bariyerlerin, iş makinelerinin girişi için kaldırıldığı görülürken, yurttaşların içeriye girişleri ise halen yasaklı. 

Kale içerisine giremediğimiz için El Rızık Camisi’nin avlusuna ilerliyoruz. Orada çekim yaptığımızı gören birkaç ilçe sakinine, Dicle Nehri’nin durumu ve Hasankeyf’in yıkımına dair ne hissettikleri sorduğumuzda aldığımız yanıt, “Öylece bakıyoruz” oldu. 

‘Şimdi barbarlığı görüyorum’

Hasankeyf’e gelen birkaç üniversite öğrencisi ise, söz konusu yıkımdan dolayı hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade ediyor. Hasankeyf’e doğal güzellikleri görmek için geldiğini ve yıkımdan önce güzel bir manzaranın olduğunu dile getiren öğrencilerden Ayşegül Çelik (19), “Buraya daha önce de geliyorduk. Çok güzel bir manzaraya sahipti. Doğal güzelliklerimizi görüyorduk. Tarihi ve doğal güzelliklerimizle birlikte anılarımızı görürdük. Şimdi ise oralara bakınca barbarlığı görüyorum. Şu an çok iç acıtan bir fotoğraf burası. Buranın bir çimenine bile dokunulmaması gerekiyorken, şu an taşları yok ediyorlar” diyerek yıkıma tepki gösteriyor. 

Çelik, bölgenin doğal güzelliklerinin önemli simgelerinden biri olan Botan Vadisi’nin de aynı yıkımla karşı karşıya ekliyor.

‘Sur’u da burayı da yıkıyorlar’

Arkadaşı Maşallah Aydın da (19), Hasankeyf’teki anılarını anlatarak üzüntüsünü dile getiriyor. Yıkımın sürdüğü Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesinde de gezdiklerini dile getiren Aydın, “İki hafta önce de Sur’daydım. Orada yıkılan evleri gördüm. Durumu çok kötüydü. Burayı da yıkıyorlar” diye konuştu.