15 Aralık 2017
%AM, %04 %322 %2017 %06:%Ara

Londra’da Dörtler için anma

İngiltere’nin başkenti Londra’da, ölümsüzleşen komünizm savaşçıları için anma düzenlendi

HABER MERKEZİ (04.12.2017) – İngiltere’nin başkenti Londra’da, ölümsüzleşen komünizm savaşçıları için anma düzenlendi.

Londra’da 16 Kasım’da Karagöl’de ölümsüzleşen 4 komünizm savaşçısı başta olmak üzere, son bir yılda ölümsüzleşen için bir anma düzenlendi.

Anmada şu ifadelere yer verildi;

“Devrim ile karşı devrim arasındaki çeşitli biçimlerde süren sınıf savaşımı keskinleşerek devam ediyor. Emperyalist/kapitalist dünya gericiliği ve onun her bir yerdeki bilumum işbirlikçi gerici karakolları halklarımıza kan kusturmaya devam ediyor. Sömürü, barbarlık, zulüm, gericilik ve köhnemiş bir dünyanın temsilciliğini yapan emperyalist kapitalist dünya gericiliği onun stratejik düşmanı ve mezar kazıcısı olan devrimci dünyanın yoksulları ve baldırı çıplaklarına barbarca saldırarak ve yaşamlarını cehenneme çevirerek kölelik dayatmaktadır.

Emperyalist/kapitalist dünya gericiliğin stratejik bir karakolu olan ‘’TC’’ devleti ve somut temsilcisi Erdoğan/AKP iktidarı da geleneksel köhnemiş gerici genetik kodlarına yaslanarak çeşitli ulus, milliyet, inanç ve cinsiyetlerden halklarımız üzerinde zorbalık ve barbarlık uygulayarak burjuva gerici saltanatını korumaya ve garanti altına çalışmaktadır. Dayatılan koyu karanlıktır, zulümdür, işkencedir, barbarlıktır, umutsuzluktur ve dayatılan köhnemiş gericilik ve köleliktir.

Fakat burjuva gerici dünyaya karşı devrimci dünyanın tarihsel ilerleyişi ve başkaldırısı da kesintisiz olarak sürmektedir. Devrimci dünyanın yoksullarının ve baldırı çıplaklarının gök kubbenin altında umudu ve geleceği kuşanarak zorunluluklar dünyasından özgürlükler dünyasına olan tarihsel ilerleyişi devam etmektedir. Zorunluluklar dünyasının tarihsel arka nedenlerini bilince çıkartarak devrimci radikal alt üst oluşlarla ancak özgürlükler dünyasına varabileceğini kuşanan yüzlerce ve binlerce devrim ve komünizm savaşçısı sınıf mücadelesinin değişik alanlarında kan ve can bedeli bir mücadele ve feda ruhu ile umudu haykırmaktadırlar.

Türkiye-Kuzey Kürdistan’da da proleter dünya devrimi perspektifi ve bilincini kuşanarak devrim ve komünizm bayrağını göndere çeken proleter öncü ‘’ Bu çelik aldığı suyu unutmayacak’’ metaforunu kuşanarak kesintisiz olarak ve ağır bedeller pahasına halklarımızın özgürlük ve kurtuluş düşünü büyütmeye devam ediyor. Yüzlerce kızıl neferin kanıyla yoğrulan çelik yeni kızıl karanfillerin kanlarıyla su alarak umudu büyütüyor.

Burjuva gerici dünyanın bütün nimetlerini ellerinin tersiyle iterek ve burjuva gerici dünyayla devrimci hesaplaşmayı yaparak özgürlükler dünyasının sınıf bilincini kuşanan komünizm savaşçıları toprağa düşmeye devam ediyor. Son üç ay içerisinde devrim ile karşı devrim arasında yaşanan keskin muharebelerde 11 komünizm savaşçısı ölümsüzleşti. Proleter öncünün önder kadrolarından Şahin yoldaş ve yine değerli kadro ve komutanlarından Mercan ve Doktor yoldaşlar başta olmak üzere, Fırat, Şiar, Mesut, İsyan ve son olarak ise Ovacık’ta toprağa düşerek tohum olan 4’ler koyu zifiri karanlık dünyamıza devrimci dünyadan ışık olmaya ve yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Varoşlardan, amfilerden, fabrikalardan ve yaşamın değişik alanlarından burjuva gerici dünyaya savaş açarak dağları mesken eyleyen ve özgürlük çığlığını büyüten komünizm savaşçılarına binlerce kez selam olsun, Ovacık’ta kan kızıl renkleriyle özgürlük ve kurtuluş ateşini harmanlayan dört’lere binlerce kez selam olsun!

Fikir ve düşünceleri hala yakıcıdır

Kadim topraklar özgürlük meşalesini elinde düşürmeyenlerin cengine bir kez daha tanıklık etti. Derin vadileri mesken eyleyenlerin, dağların doruklarında çıkınında umutla gezinenlerin toprağa tohum olarak düşmesi ilk değildi. Kasketli Komünistin açmış olduğu patika yolları takiben konumlandılar. Konumlanışları stratejik yönelimleri insanlığın kurtuluşu doğrultusundaydı. Kavganın dehlizinde yer edinmeleri bir tercihin ötesinde bilincin ve kavrayışın bir sonucuydu. Sadece cesaret işi değildi, patikalarda atılan adımlar cesaretin bilinçle harmanlanmasının bir yansımasıydı. Küllerinden tekrardan doğrulmanın adı olarak aramızdan ayrılanların karamsarlığa, umutsuzluğa ve teslimiyete neşteri vurması bu bilinçle bağıntılıdır. Ölmek ve öldürmek keyfiyete bağlı değil köhneyi yıkıp yeniyi yaratmanın zorunlu durağıydı. Köhne olana karşı kuşanılırken yeninin bir anda inşa edilmeyeceğini biliyorlardı. Tarihsel deneyimler pusulalarıydı. Köhne olan, yakınma ve feryat figanla ortadan kaldırılmıyordu. Sulta sahiplerinin tahtları ancak zorun devreye girmesiyle savrulabilirdi. Dağları mesken eyleyenlerin zirvelere göz dikmeleri bundandı.

Silah kuşanmak bir nostalji değildi onlar için, toprağın altına gömülesi bir paçavra hiç.  Tasfiyeciliğin bağrına saplanan bir hançerdi nasırlı ellerinde sıkı sıkıya tutukları aynı zamanda İnsanlığın özgür yarınlara kavuşmasının anahtarıydı. Keskin sınıf bilinçleri emperyalist kapitalist barbarlıkla uzlaşmayı ret ederken, halkların kurtuluşunu tesadüfler zincirine havale etmediler. Devrim bir alt üst oluştu. Hak verilmez kazanılır şiarını kuşandılar. Muktedirlerden rica minnet dilenerek bir şey elde edilemezdi. Siyasal iktidar bir zor örgütüydü baskı, tahakküm genetik koduydu. İsyan haktı ve meşruydu. İsyan ettiler, özneleştiler ve özgürleştiler.

Onlar gökkubenin altında ki rezalete duyarsız kalanlar olmadılar. Ölümü, açlığı, sefaleti makûs talihi sayanlardan değildiler. Değiştirileceğine inanıyorlardı. Değişimi seyrine bırakmayarak rollerini layıkıyla oynadılar. Her türlü prangayı söküp atmak, insanlığı tahakkümden ve bağımlılıktan kurtarmak patika yolların arşınlanmasıyla mümkündü. Bunu kavradılar bilince çıkardılar ve koyu karanlığa ışık huzmesi oldular.  Pekâlâ, farkındaydılar kalleş pusularla karşılaşacaklarının, mümkündü aynı havzadan su içtikleri yoldaşlarının kutup yıldızı olarak aralarından ayrılacakları, lakin kavganın töresini çoktan kavramışlardı gözyaşlarını toprağa bırakarak altın çağ mücadelesini ilmik ilmik örmek devredilen özgürlük sancağını göndere çekmekti asıl olan. Yenilgilerin ve koşulların esiri olmayarak umutsuzluk lakırdılarına takılı kalmadılar. İnsanın bilinçli dinamik rolünü destur edindiler.  Yıkanın ve yaratanın insan olduğunu altını çizdiler. İsyanları aynı zamanda her şeyin bittiğini iddia edenlereydi.

Elbette boşuna değildi bunca kavga çabası. Yüzyıllardır süregiden esaret zincirinden kurtulmak içindi tüm bedeller. Parçalanan bedenleriydi sadece, fikirleri ve düşleri yakıcıdır halen. Yakıcıdır tahayyül ettikleri dünya. Artlarından bırakmış oldukları tebessüm yerküreyi aydınlatıyor. Mazlum halkların kavgasında ete kemiğe bürünerek umut olmaya devam ediyor.

Onlar kudretli olup, cüret ederek daha ileri çıkanlardı. Pratik konumlanışları buydu. Şahin’in eylemini ve sözlerini kılavuz edinmişlerdi. Kılavuz edinmişlerdi özgürlük sancağını kendilerinden önce taşıyarak toprağı kanlarıyla besleyenlerin mirasını. Yüreklerinin derinliklerinde yoldaş kaybının sızısını hissedenler kılavuz edinmeli dörtlerin mirasını.”