15 Aralık 2017
%PM, %21 %546 %2017 %12:%Tem

Sosyalizm Yürüyüşümüzde Eski Olan Her Şeyi Yıkacağız

Bu noktada, öze dönüşten bahsetmemiz geçmişte devrimcilerin yapmış olduklarını tekrarlamak değil, şuan yaşamda var olan bütün şeylerden beslenerek, tek yanlı, klasik ve eskimiş tarzımızdan arınmaktır. Sosyalist Öğrenciler olarak, kendimizi tek bir anlayışa hapsetmeyi yanlış buluyoruz. Bize göre ideolojik olarak kendi niteliğimizi ileri seviyeye çekmek, kültürden, sanattan, edebiyattan, şiirden, sinemadan, tiyatrodan ve müzikten özcesi yaşamı var eden bütün kaynaklardan beslenmek ve yeni bir devrimci kişiliği hem düşünsel hem de pratik olarak inşa etmek yaşamın bize dayattığı bir gerçekliktir. Kendi dar sınırlarını aşamayan, araştırmadan, bilgiden ve yaşamdan kopuk öznel fikirlerin, yaşamla uyuşan nesnel bir gerçeklikmiş gibi sunulması devrimci bir anlayışın ürünü olamaz

HABER MERKEZİ(21.07.2017)-Devrim, eski düzenin kökten yıkılması ve yerine yeni olanın inşa edilmesidir. Proleter devrimler sınıflı toplumun bütün eski anlayışına temelden yönelir, eski olan her şeyi yıkar ve yerine yeni olanı koyar. Bütün devrimler istisnasız sınıfsaldır. Devrim kavramı ve olgusu, sadece sosyalistlerin kullandığı bir kavram ve olgu değil, geniş bir kavram ve olgudur. Bu açıdan bakıldığında karşı-devrim de bir devrimdir. Sosyalist devrim,  ulusal devrim ve benzeri. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Devrimler listesini uzatabilsek bile, esasen bütün devrimler sınıfsal olarak ele alınmak zorunda olduğundan, ya sınıflı toplumun dünya görüşünü hedefleyen karşı-devrimin ya da sınırsız ve sınıfsız bir toplumun arayışında olan sosyalist devrimin dünya görüşünü temsil eder.

Bir devrim, sınıfsal bakıştan yoksun değilse eğer; sınıflı toplumun bütün eski kalıntılarını hedeflemelidir. Bu anlayışla yola çıkan ve sınıfsız-sömürüsüz bir dünya hedefiyle mücadeleye başlayan her kişi ve siyasal örgüt, bu yürüyüşe başladığı andan itibaren eskiyi atıp yeniyi kuşanmak durumundadır. Böyle gelişmiyorsa zaten, bu anlayış esas hale geldiğinde aslında bir devrimi değil, sadece eski düzenin mevcut sınırlarını aşmadan belli onarımlar yapmış demektir. Niyet ne kadar devrimci olursa olsun, objektif olarak eski sistemi güçlendirmekten ileriye gidemez. 

Sosyalist Öğrenci Hareketi, kendi bakış açısını savunduğu günden bu yana, eski anlayışı yıkacağını ve klasikleşmiş olan devrimcilik algısını değiştireceğini beyan etmektedir. Mücadele uzun solukludur ve dolayısıyla ortaya attığımız bu düşüncelerin uzun soluklu mücadele serüveni içerisinde adım adım yaşamsal kılınması zorunludur. Büyük değişimler ve sıçramalar her zaman bir anda açığa çıkmaz. Bir iddia kendi anlayışının nüvelerini tıpkı toprağa ekilen bir tohum gibi yaşama eker ve onun sabırla başını toprağın altından gün yüzüne çıkarmasını bekler. Bu emek ve zaman demektir. Ancak, çaba ve emek harcamaksızın beklemek, sadece temennilerde bulunmak devrimci bir anlayış değildir.

Bu bağlamda, sadece kapitalist toplumun köhnemiş yapısını değil; klasikleşmiş, günü karşılamaktan uzak klasik devrimci anlayışı da yıkmanın kaçınılmaz olduğunu düşünüyoruz. Fikri olarak ortaya attığımız bütün düşünceleri adım adım yaşamsallaştırma noktasında önemli adımlar attık. Bu bahsettiğimiz adımlar, şimdilik çok abartılacak, hemen kendisini yaşamda hissettirecek bir gerçeklikten uzaktır. Kastettiğimiz, fikri olarak düşündüklerimizi basit ve küçük çabalarla hayata geçirdiğimiz ve iddialarımızı kâğıt üzerinde bırakmadığımızdır. Bu, bir bakıma devrime, devrimciliğe ve öze dönüş anlamına gelir ama asla geçmişi tekrar eden bir şey de değildir. Devrime, devrimciliğe ve öze dönüşten kastımız, devrimcilerin, sınıfsal bakış açısından kopuk olmamak şartıyla, bilimle, kültürle, sanatla, edebiyatla ve bin bir çeşit araç ve yöntemle tekrardan kuşanmasıdır. Çünkü Marksizm, bilimden, sanattan, kültürden ve benzeri bütün araç ve yöntemden beslenen bir ideolojidir. Onu devrimci yapan da yeni ve estetik yapan da yaşamın bütün öğelerinden beslenmesidir. Coğrafyamızda ''68 kuşağı'' olarak tanımladığımız devrimciler, asgari oranda bu zengin ve çeşitli öğelerden beslenmiş ve mücadele yöntemlerini zenginleştirmişlerdir.

Bu noktada, öze dönüşten bahsetmemiz geçmişte devrimcilerin yapmış olduklarını tekrarlamak değil, şuan yaşamda var olan bütün şeylerden beslenerek, tek yanlı, klasik ve eskimiş tarzımızdan arınmaktır. Sosyalist Öğrenciler olarak, kendimizi tek bir anlayışa hapsetmeyi yanlış buluyoruz. Bize göre ideolojik olarak kendi niteliğimizi ileri seviyeye çekmek, kültürden, sanattan, edebiyattan, şiirden, sinemadan, tiyatrodan ve müzikten özcesi yaşamı var eden bütün kaynaklardan beslenmek ve yeni bir devrimci kişiliği hem düşünsel hem de pratik olarak inşa etmek yaşamın bize dayattığı bir gerçekliktir. Kendi dar sınırlarını aşamayan, araştırmadan, bilgiden ve yaşamdan kopuk öznel fikirlerin, yaşamla uyuşan nesnel bir gerçeklikmiş gibi sunulması devrimci bir anlayışın ürünü olamaz.

Son yıllarda, tarz ve kişiliğe baktığımızda, bilgisizlikten, geri anlayışlardan ve şekilcilikten beslenen bir devrimci tarz ve kişiliğin esas hale geldiği açıktır. Aynı giyinen, aynı şeylerden hoşlanan, durmaksızın aynı şeyleri konuşan ve düşünen dar bir devrimcilik anlayışının geliştiği görülecektir. Öyle ki, bilimle, sanatla, kültürle vs. beslenen ve entelektüel olarak kendisini besleyen doğru devrimcilik, liberal ve küçük burjuva anlayış olarak lanse edilmekte ve küçümsenmektedir. Oysa çokça adını ve mücadelesini tükettiğimiz Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya'nın mücadelesi incelendiğinde tam da işaret ettiğimiz tarzda kendisini durmaksızın yenileyen, bilgiden, sanattan, edebiyattan, şiirden beslenen bir devrimci tipiyle karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Biz, geçmişte devrimcilerin yaratmış olduğu bu anlayışı da aşarak daha ileri seviyede bir şekillenmeyi yaratmak zorundayız. Sosyalist Öğrenci Hareketi, önümüzdeki mücadele günlerinde önüne daha önce koymuş olduğu bu anlayışı pratikte bir adım daha ileri taşımalıdır. Bir yandan aktif olarak üniversitelerde, liselerde, sokaklarda ve yaşamın bütün hücrelerinde siyasal mücadelesini sürdürürken, diğer yandan kendi devrimci ve kadro tipini yaratmalıdır. Bu kadro tipi, bize göre sadece tek bir noktada gelişen değil, birçok noktada gelişen, nitelikleri ve yetenekleri birden çok olan bir devrimci ve kadro tipi olmalıdır. Bu anlamda, öğrenci hareketimiz bir yıllık somut planlama dâhilinde en azından kendisini siyasal ve ideolojik olarak geliştireceği atölye çalışmalarını başlatmalıdır. İkinci olarak, bilgi ve bilimin öneminden bu kadar bahsetmişken bilim atölyelerini kurmalıdır. Üçüncüsü, kültür ve sanat atölyelerini yaratmalıdır. Yeterli olmasa dahi, bu atölye çalışmaları içerisinde bir adım daha ileri bir noktaya ulaşacağımız kesindir. Bu hedefine yapmış olduğu planlama dâhilinde ulaştığında artık daha nitel adımları atarak kendisini hep daha ileriye taşıyacak faaliyetleri örmelidir. Dört bir yana yumruk sallamadan, enerjimizi gerçekliğimizi aşan faaliyetlerde heba etmeden, küçük ama sağlam adımlarla anlayışımızı ilmek ilmek örmeliyiz. Sosyalizme yürüme iddiamız son derce ciddi ve büyük bir iddiadır. Bizler, iddialarımızın büyüklüğünün farkında olarak hareket etmek zorunda olan sosyalistleriz. Eski anlayışı yıkıp, yeni anlayışı inşa etmenin son derece zor olduğunu ama imkânsız olmadığını kavramalı ve buna uygun hareket etmeliyiz. Yeni bir bakış açısı, yeni bir dil, yeni bir faaliyet tarzını yaratmak, en başa dönmekle ve en basitten başlamakla mümkündür. Biz bu başlangıcı Sosyalist Öğrenci Hareketi olarak kendimizi deklere ettiğimiz günden bu yana geçen süre içerisinde yapmış bulunuyoruz. Şimdi, gelmiş olduğumuz bu noktadan daha ileri bir noktaya adım atmanın zamanıdır. Kapitalist sistemin bizleri nefes alamaz hale getirdiği, kendi tüketici yaşam tarzı içerisinde erittiği bir gerçeklik içerisinde, kendi alternatif yaşam anlayışımızı inşa etmeli ve alternatif yaşamın mümkün olduğunu önce kendi faaliyet tarzımız içerisinde göstermeliyiz. 

 Küçük adımlarla başlatmış bulunduğumuz yürüyüşümüz daha büyük ve kararlı adımlarla sürecek. Az sayıda insanla başladığımız bu yolculuk milyonlarca insanın yürüdüğü görkemli bir yürüyüşe dönüşecektir. Bu yolculukta, yıkmaya odaklanacağımız şeylerin başlangıç noktası sınıflı toplumun kendisi ve saflarımızda sınıflı toplumun alışkanlıklarından kaynaklı vuku bulmuş olan klasikleşmiş devrimci tarzdır.

Sosyalist Öğrenci Hareketi(SÖH)-Kolektifi