15 Aralık 2017
%AM, %19 %527 %2017 %11:%Nis

SÖH: Hayır henüz bitmedi, daha yeni başlıyor!

Sosyalist Öğrenci Hareketi referanduma dair yazılı bir açıklama yaparak “Okullarımızdan başlayan bu itiraz, sokaklarda, semtlerde ve yaşam alanlarımızda işçi-emekçilerin, ezilen ulusların, kadın ve LGBTİ'lerin mücadelesiyle birleştirilmeli ve diktatörlüğe karşı güçlü bir isyana dönüştürmeliyiz. YSK darbesiyle bu iş bitti diyenlere cevabımız şudur: Hayır, henüz bitmedi, daha yeni başlıyor!” dedi.

HABER MERKEZİ (19.04.2017)- Sosyalist Öğrenci Hareketi referanduma dair yazılı bir açıklama yayınladı. Yayınlanan açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz:

“AKP/Erdoğan iktidarının uzun zamandan beri gündeminde olan ve bin bir türlü baskı, şiddet ve manipülasyonla halka dayatılan başkanlık sistemi, 16 Nisan'da yapılan referanduma sahne oldu.

EVET cephesine bakıldığında başını Erdoğan'ın çektiği AKP iktidarı, MHP'nin genel merkezi ve BBP olduğu gözlemlenmiştir. Bu oluşumlar, aralarında bazı nüanslar olsa da esasen faşist-milliyetçi, sağcı partiler oldukları gerçekliğidir. Bu partilerin yedeği durumunda olan ''sendikalar, sivil toplum kuruluşları'' da evet cephesinde yer almışlardır.
HAYIR cephesine baktığımızda ise bir araya gelmiş siyasi ve toplumsal kesimlerin birbirinden farkı ideolojik-politik dünya görüşlerini yansıttıkları görülüyor. Sistem partilerinden (CHP, MHP'li muhalifler, SP, Vatan Partisi vb.) tutalım da, devrimci-demokrat-yurtseverlere kadar çok geniş ama bir o kadar da farklı kesimleri HAYIR tavrında bir araya getiren bir süreci hep birlikte yaşadık. Hayır diyen sistem partileriyle, demokrasi güçlerinin birlikte hareket etmemesine, aynı ideolojik bakışları olmamasına rağmen aynı kararda birleştiren şey tek ''adam'' rejimine dayalı diktatörlük sistemine karşı olma noktasıdır. Hatta devrimci-demokrat kurumların HAYIR gerekçeleri dahi kendi içerisinde belli farklılıklar barındırmaktadır.

EVET cephesi, bütün devlet olanaklarını arkasına almış, HDP milletvekillerini ve onlarca devrimci-demokratı tutuklatmış, Kürdistan belediyelerine kayyum atamıştır. Halkın vergileriyle kampanya düzenlemelerine, tek taraflı medya yayınlarına ve HAYIR diyen öğrencilerden tutalım da siyasi partilere kadar çalışma yapan insanlara en koyu faşizmi uygulamalarına rağmen evet cephesi kaybetmiştir. Bu görüldüğünde ise devreye YSK sokulmuş ve kendilerince sandıkta gerçekleşmeyen sonucu YSK tayin etmiştir.

HAYIR cephesi, bütün olanaksızlıklara ve eşitsizliklere rağmen kendi iradeleriyle süreci örmeye çalıştı. Özellikle bu dönemde Sosyalist Öğrenci Hareketi'nin de içinde bulunduğu çeşitli öğrenci ve gençlik kurumlarının bir araya gelmesiyle iradesini oluşturan "GENÇLİK VAR" bu süreçte önemli bir rol oynadı. Bütün şiddet, gözaltı ve tutuklamalara rağmen çalışmalarını büyük bir çabayla sürdürdü. Bunun yanında, devrimci-demokrat-yurtsever kurumlar, bütün olumsuzluklara rağmen inatla ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürdüler. Seçim sonuçlandığında, kazanan HAYIR cephesine AKP/Erdoğan iktidarı YSK darbesiyle ''bu iş bitti'' mesajı vermiştir. Ancak devrimci-demokrat-yurtsever güçler, henüz bitmedi diyerek mücadelelerini sürdüreceklerini ilan ettiler.
HAYIR tercihi kazanmış olsa bile iktidar, tıpkı referandum sürecinde olduğu gibi, devlet gücünü kullanarak sonuçları tersine çevirdi. Daha doğrusu, iktidar sonucu kendi cephesinden oldu bittiye getirdi. Erdoğan'ın ''Atı alan Üsküdar'ı geçti'.' söyleminin arka planında olan gerçeklik budur. Sandıkta kaybettiklerini YSK darbesiyle kazandılar. Akabinde Binali Yıldırım ve Devlet Bahçeli'nin ''bu iş bitti'' söylemleri, Erdoğa'nın ''Atı alan Üsküdar'ı geçti'.' söylemiyle aynı düzlemdedir. Aynı zamanda seçimi YSK darbesiyle kazandıkları ve bunu bir an önce tartışmaya mahal vermeden gündemden düşürmeyi hedefledikleri anlaşılıyor. YSK'nın mühürsüz oyları geçerli sayacağını ilan ettiği andan itibaren diktatörlüğe HAYIR diyen halk; sandık başlarına, YSK önüne akın ederek YSK darbesini boşa çıkarmaya çalıştı. Hem seçim akşamı hem de geride bıraktığımız iki gün boyunca kitleler "HAYIR, daha bitmedi, yeni başlıyor!" diyerek, son sözü halkın söyleyeceğini açıkça ortaya koydular.

Sosyalist Öğrenci Hareketi olarak biz, diktatörlüğün, baskının ve her türlü haksızlığın yaşandığı bir diktatörlük sisteminin karşısındayız. Üniversitelerimizde, liselerimizde, kısacası akademik-demokratik mücadele alanlarında, adına cumhurbaşkanlığı sistemi dedikleri açık diktatörlük sistemini en açık yüreklilikle teşhir edeceğiz. Üniversitelerde eğitim sistemini kendi faşist ideolojilerine göre istedikleri gibi şekillendirecek, eşit-parasız-bilimsel-anadilde eğitim taleplerimizi rafa kaldıracak, üniversite rektörlüğüne kendi faşist ideolojilerine en uygun kukla kişilikleri getireceklerdir. Zaten bilimsel olamayan eğitim, gittikçe daha fazla bilimsellikten uzaklaşacak, cinsiyetçilik, ırkçılık-milliyetçilik şaha kalkacak, nefret söylemi kendisini esas hale getirecektir. Barıştan, emekten, demokrasiden yana olan akademisyenler alandan tamamen tasfiye edilecek ve tek ''adam''ın istediği ırkçı-milliyetçi, cinsiyetçi, demokrasi ve emek düşmanları üniversitelerimizde akademisyen olacaklardır.
Liselerde aynı şekilde eğitim sistemi tek ''adam''ın elinde bir oyuncağa dönüşecek ve geçmişte sıkça tekrarladığı ''kinci, ırkçı-faşist'' nesli yaratmaya çalışacaktır.
Bütün bunlar öğrenciler cephesinden kabul edilemez olan şeylerdir. Bizler, diktatörlüğü meşrulaştırmaya çalışanlara, sandıkta kazanamadığını YSK darbesiyle kazanmaya çalışanlara tıpkı sokağa çıkan bütün kitleler gibi, üniversitelerde, liselerde ve sokaklarda "HAYIR, daha bitmedi, yeni başlıyor!" demeye, sesimizi ve karşı koyuşumuzu yükseltemeye devam edeceğiz. Biz, Gezi İsyanı'nın özneleri, yaşayanları ve isyanın umudunu büyütenler olarak daha önce AKP/Erdoğan iktidarına gereken cevabı vermiştik. Şimdi bir kez daha başarabiliriz. Kendi alanlarımızda itirazımızı, henüz bitmediğini en etkin şekilde göstermeli, bütün sıra arkadaşlarımıza bu süreci en iyi şekilde anlatabilmeli ve harekete geçirebilmeliyiz. Okullarımızdan başlayan bu itiraz, sokaklarda, semtlerde ve yaşam alanlarımızda işçi-emekçilerin, ezilen ulusların, kadın ve LGBTİ'lerin mücadelesiyle birleştirilmeli ve diktatörlüğe karşı güçlü bir isyana dönüştürmeliyiz. YSK darbesiyle bu iş bitti diyenlere cevabımız şudur: 
Hayır, henüz bitmedi, daha yeni başlıyor!