18 Aralık 2017
%AM, %28 %449 %2017 %09:%Kas

İSİG: İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçilerin yüzde 98’i sendikasız!

İSİG Meclisi olarak tuttuğumuz iş cinayeti bilgilerini incelediğimizde sadece 38 işçinin sendikalı olduğu bilgisini teyit edebildik. (Tabi artık internet üzerinden sendika üyesi olunuyor.  Bu anlamda  daha fazla işçinin sendika üyesi olması muhtemel. Ancak salt üye olmayı sendikalı olma kriteri olarak görmüyoruz) Yani ölen işçilerin yüzde 98’i örgütsüz! Oysaki işçi sağlığı iş güvenliği alanı da işyerindeki diğer alanlar gibi etkin müdahale ve mücadelenin ancak toplu sözleşme yoluyla gerçekleşebileceği bir alan. 

HABER MERKEZİ(28.11.2017)-İSİG-Meclisi Kasım ayı raporunu açıkladı. Yayınlanan raporda 2017 yılında 1800’ü aşkın işçinin katledildiği ve yaşamını yitiren işçilerin neredeyse tamamının sendikasız olması dikkat çekti. İSİG-Meclisi tarafından kamuoyuna açıklanan raporu öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz.

‘’İş cinayetleri en çok esnek, kuralsız çalışmanın temel olduğu ve iş güvencesinden mahrum işyerlerinde yaşanıyor. Bu çalışma koşulları 2017 yılında şu ana kadar 1800’ü aşkın işçinin hayatını aldı. İşçi ölümlerinde dikkat çeken önemli bir husus ise işçilerin neredeyse tamamına yakınının sendikasız oluşu...

İSİG Meclisi olarak tuttuğumuz iş cinayeti bilgilerini incelediğimizde sadece 38 işçinin sendikalı olduğu bilgisini teyit edebildik. (Tabi artık internet üzerinden sendika üyesi olunuyor.  Bu anlamda daha fazla işçinin sendika üyesi olması muhtemel. Ancak salt üye olmayı sendikalı olma kriteri olarak görmüyoruz) Yani ölen işçilerin yüzde 98’i örgütsüz! Oysaki işçi sağlığı iş güvenliği alanı da işyerindeki diğer alanlar gibi etkin müdahale ve mücadelenin ancak toplu sözleşme yoluyla gerçekleşebileceği bir alan. 

En fazla iş cinayetinin yaşandığı alanlar en örgütsüz olanlar...

Yukarıda belirttiğimiz durum gösteriyor ki, sendikanın ve toplu sözleşmenin olmadığı yerde iş kazaları ve iş cinayetleri çok sık yaşanıyor. En fazla iş cinayetinin yaşandığı inşaat, tarım ve taşımacılık gibi sektörler aynı zamanda sendikal örgütlülüğün de en düşük olduğu sektörlerin başında geliyor. Örneğin sendikalaşmanın en düşük olduğu işkolu yüzde 2,9 ile inşaat. Bu  örgütlülüğün büyük çoğunluğu ise kamuda. Ancak her yıl inşaatlarda yaşanan ölümler bütün iş cinayetlerinin dörtte birini oluşturmakta.

Sendikaların İSİG politikaları yok gibi...

Emek Çalışmaları Topluluğu’nun verilerine göre 2016 yılında gerçekleşen 420 işçi eylemi içinde işçi sağlığı ve iş güvenliği nedeniyle yapılanların oranı yüzde 6. Bu oran taşeron işçilerinin eylemlerinde daha da artıyor ve eylemlerin yüzde 12’sini oluşturuyor. Buna rağmen işçilerin en temel sorunlardan birisi olan işçi sağlığı ve güvenliği alanı sendikalar açısından etkin bir mücadelenin sürdürüldüğü alan değildir. 

Sendikalı işçiler için daha güvenceli ve iyi şartlarda çalışmak mümkün olsa da yılın başından bu yana 38 sendikalı işçi de iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti. Ölen işçilerin yüzde 2’sini oluştursa bile sendikalı işçilerin ölmesi, sendikaların bu alanı yeterince önemsemediğini ve sendikalı işyerlerinde dahi işçi sağlığı ve güvenliği kurallarının ve toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmasında sorunlar olduğunu işaret etmektedir. Oysa ki, işçi sağlığı ve güvenliği patronların ya da devletin insafına bırakılabilecek bir alan olmadığı gibi bir işyerinde örgütlenme mücadelesinin en önemli alanlarından birisi haline gelmiştir.

Taşeronlarda örgütlülük oranı düşük, ölüm oranı yüksek...

İş cinayetlerinde net bir oran verememekle beraber ölen işçilerin çok büyük bir kısmı taşeron başta olmak üzere güvencesiz istihdam edilmektedir. Bu noktada Bakanlık’ın önümüzdeki günlerde tamamlanacağını söylediği ve kamudaki taşeron işçilerine ‘kadro’ olarak sunulan ‘özel sözleşmeli personel’ statüsünün soruna çözüm olmayacağı aşikardır. Yine TÜİK’e göre istihdamda son bir yılda 1 milyon 122 bin kişilik bir artış yaşandı ancak DİSK bu artışın büyük bölümünün stajyer, çırak ve kursiyerlerden oluştuğunu belirtti. Gerçek anlamda bir istihdam artışı olmayan bu durum dahası, işgücü piyasasında ucuz ve örgütsüz emeği daha da yaygınlaştırarak iş cinayetlerinin de artmasına neden oluyor.

OHAL sendikal harekete baskı demektir...

Bu noktada güncel olarak vurgulanması gereken OHAL döneminde grev yasakları yaygınlaştığı, bizzat devlet tarafından grev kırıcılığı yapıldığı ve her türlü işçi eyleminin engellenmeye başlandığıdır. Bu durum işyerlerine de yansıyarak işçilerin baskıcı çalışma koşullarına boyun eğmesi ve haklarını savunamamasını da beraberinde getirdi. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dile getirdiği ‘işverenlerin önünü açan OHAL uygulaması’ fiilen sendikaları işlevsiz hale getirmeye başladı. Bu baskı ortamı da OHAL ile beraber iş cinayetlerini yüzde 10 artırdı.

Bu noktada İSİG Meclisi’nin bazı temel taleplerini hatırlatalım...

1- İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler bunu sendikalaşarak sağlayabilir. Ancak ülkemizde sendikaya üye olan işçiler işten atılıyor, sermaye işyerlerinde sendika istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu pazarlık hakkını yasaklıyor. 

Sendikal örgütlenme özgürlüğü üzerindeki baskılar sona ermelidir!

2- İşyerlerinde işçilere keyfi bir biçimde iş tanımı dışında işler yaptırılıyor. Çalışma saatleri günde 10-12 saate ulaşıyor. Mesai ücretleri, izin hakları vb. verilmiyor. Özellikle taşeron işçiler bu koşullarda çalışırken şimdi taşerona rahmet okutacak kiralık işçilik gibi kölelik uygulamaları getiriliyor.

 Taşeronlaştırma ve kiralık işçiliğe son. Güvenceli çalışmak istiyoruz!

 İş Cinayetlerine Karşı Sendikalı Ol! Yaşamak İçin Diren İşçi!