18 Aralık 2017
%AM, %12 %387 %2017 %08:%Ağu

Dilek Gültekin: ‘’Kararlı olursak mutlaka kazanırız’’

Ben bu direnişle şunu göstermeye çalıştım: Tek kişi olsak bile, bir kadın bir işçi olsak bile bir şeyler yapabiliriz, direnebiliriz. Patronlara karşı, sermayeye karşı, sömürü düzenine karşı, bir şeyler yapılabileceğini gösterebiliriz. Boyun eğmediğimiz sürece mücadele ettiğimiz sürece belki bugün kazanamayız ama beraber kazanabiliriz. Sadece mücadele etmemiz gerekiyor

BURSA (12.08.2017) Otomotiv yan sanayi alanında üretim yapan ve Bursa Gemlik Serbest Bölgesi’nde Kurulu Yazaki fabrikasında çalışan ve direnişinin 41. gününde olan Dilek Gültekin’in mücadelesine destek olmak için kendisi ile bir araya gelerek bir röportaj gerçekleştirdik. Kararlığın hâkim olduğu direnişle ilgili yaptığımız röportajı okurlarımızla

HG: Öncelikle sınıfsal haklılığından aldığın meşrulukla başlatmış olduğun onurlu direnişi selamlıyoruz. Kısaca kendini ve seni bu direnişe iten nedenleri anlatır mısın?

Dilek Gültekin: Ben 13 aydır Yazaki’de çalışıyorum. Yazaki, büyük bir Japon firması, aynı zamanda sömürünün de çok olduğu bir firma. İşçiler gerçekten büyük sıkıntılar yaşıyorlar burada. En önemlisi de geçtiğimiz aylarda yaşanan bir taciz vakası. Aslında bu, burada yıllardır süren sistematik tacizin varlığıdır. Kadın işçiler sürekli taciz ediliyor. Ve bundan şikâyetçi olan kadınlar işten atılıyorlar. Yazaki yönetimi, tacizi ve tacizciyi koruyor. Aslında yönetim burada büyük bir sorumluluğa sahip. Ve en son geçtiğimiz Mayıs ayında Gemlik Yazaki fabrikası Kuzuluktaki fabrikasına işçi gönderiyor. Burada aynı formen kadın işçiye tecavüz girişiminde bulunuyor ve Kuzuluk’ta bunun üstü örtülüyor. Oradaki yönetim tecavüz girişimiyle karşı karşıya kalan kadın işçiyle konuşuyor ve formenle konuşulduğunu bir daha kadın işçiyi rahatsız etmeyeceğini söylüyor. Ve işçiyi tekrar Gemlik’e gönderiyorlar. Gemlik’te de işçi sinir krizi geçiriyor ve revire gidiyor. Bu olaylarda bir şekilde açığa çıkıyor, yerel basına yansıyor. Bizler Metal İşçileri Birliği üzerinden bir imza kampanyası başlattık. Hem bu formenin işten atılması hem de bu duruma müsaade eden Yazaki yönetiminin istifa etmesi gerektiği yönündeydi. Ve böyle bir süreç başladı. Yani bundan kadınlar oldukça rahatsızdı ve böyle bir insanla aynı fabrikada çalışmak istemiyorlardı. Taciz suçunun örtülmesinden çok rahatsızlık duyuluyordu ve sıkıntı oluşturuyordu. Bunun yanı sıra kadın işçilere yönelik büyük bir baskı var. Birçok işçi üretim baskısı çok fazla olduğu için formenler sürekli işçilere bağırıyorlar ve aşağılıyorlar. Kadın işçiler üzerinde büyük bir psikolojik baskı da oluşturuyorlar. Ben hem molada çalışan, hem de ağlayarak çalışan birçok çalışma arkadaşıma tanık oldum. İşte bu gibi nedenler. Birde Yazaki sürekli devlet üzerinden işçi alıyor ve bir yıl dolmadan haklarını vermeden işçileri çıkartıyorlar. Böyle bir işçi sirkülâsyonu var. Bunlar bizi özellikle taciz meselesiyle beraber sendikalaşmaya itti. Bu 13 ayın sonunda da beni işten çıkarmış oldular.

HG: Direnişe özelde mesai kadın arkadaşların olmak üzere bir bütün kadın ve genel olarak işçilerin veya toplumsal kesimlerin tepkileri ne boyutta, destek alıyor musun?

DG: Fabrikadaki koşulların rahatsızlığını hep kadın arkadaşlarımla bir araya gelip konuşuyorduk. Aslında bu işi kadın işçilerle başlatmıştık. Direnişe başladıktan sonra da şöyle oldu: Toplumun büyük bir kesiminden destek buldum ve açıkça söylemek gerekiyorsa bu kadar desteği beklemiyordum. Özellikle kadınlar buraya gelemeseler bile sürekli arayarak, mesaj göndererek yanımda olduklarını belirttiler. Ama şöyle söyleyeyim, direniş alanına gelenler daha çok erkek işçiler, emekçiler oluyor. Ama kadın işçilerde onların günlük sıkıntılarından, sorunlarından dolayı gelemeseler de sürekli arayarak, en azından mesaj göndererek desteklerini iletiyorlar.

HG:  Peki mevcut sendikalardan herhangi bir destek alıyor musun?

DG: Yazaki ’nin Mudanya fabrikasında Türk-Metal Sendikası var. Türk-Metal zaten destek olmak yerine tam tersi, ‘’Yazaki’de kötü çalışma koşulları var, büyük bir sömürü var, biz de buraya müdahale edelim.’’ demek yerine, tam tersi beni karalamak adına bir takım yayınlarda bulundular. Beni terörist gibi göstermeye çalıştılar; köstek oldular daha ziyade. Onun dışında Birleşik-Metal’in Kadın Komisyonları tacizle ilgili bir açıklamada bulundu. Ama şöyle söyleyeyim, Türk-Metal üyesi ve Birleşik-Metal üyesi işçiler sendikalarından bağımsız olarak destek oluyorlar, geliyorlar, ziyaret ediyorlar, konuşuyoruz. Yani üyelerden ve işçilerden destek var ama sendikalardan bir destek yok. Zaten ben Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS) üyesiyim. Sendikamda olabildiğince destek vermeye çalışıyor.

HG: OHAL sürecinin işçi sınıfına etkisini ve Erdoğan’ın ’’ OHAL’i grev ertelemek için kullanıyoruz’’ sözleriyle sermayeye açıktan destek vermesini nasıl değerlendiriyorsun?

DG: Ben direnişe başladığım ilk iki gün gözaltına alındım. İlk gün alındığımda yarım gün gözaltında tuttular, ikinci gün de sabah saatlerinden akşam saatlerine kadar yaklaşık on iki saat gözaltında tutuldum, savcılığa çıkarıldım. Bunun nedeni de OHAL’dir. OHAL’den kaynaklı olarak burada bekleyemeyeceğimi söylediler. Ben direnişçiyim, işçiyim, hakkımı arıyorum dedim. Kadın işçiler bu fabrikada tacize uğruyor, işçiler keyfi nedenlerle işten çıkarılıyor. Devlet buna hiçbir şekilde müdahale etmiyor. Ortada bir ahlaksızlık var, buna müdahale edilmiyor ama hakkını arayan işçiye müdahale ediliyor. OHAL bahane edilerek işçilerin zayıf olan direnme kapasitesini en aza indirmeye çalışıyorlar, buna engel olmaya çalışıyorlar. Gözaltına alındığım zaman özellikle Gemlik halkında büyük bir tepki oldu. Kararlı durursak OHAL’de olsa onu bir şekilde esnetiyorlar, geri adım atıyorlar. Burada önemli olan gerçekten kararlılık.

HG: Röportajımızı sonlandırırken bizler aracılığıyla halklarımıza iletmek istediğin bir mesaj var mı?

DG: Fabrikalarda kadın işçiler büyük bir baskı altındalar. Sömürüyü her biçimde erkek ve kadın işçiler olarak beraber yaşıyoruz. Ama kadın işçiler bunu kat ve kat daha fazla yaşıyor. Ben bu direnişle şunu göstermeye çalıştım: Tek kişi olsak bile, bir kadın bir işçi olsak bile bir şeyler yapabiliriz, direnebiliriz. Patronlara karşı, sermayeye karşı, sömürü düzenine karşı, bir şeyler yapılabileceğini gösterebiliriz. Boyun eğmediğimiz sürece mücadele ettiğimiz sürece belki bugün kazanamayız ama beraber kazanabiliriz. Sadece mücadele etmemiz gerekiyor.

HG: Teşekkür ederiz ve direnişinde başarılar dileriz