18 Aralık 2017
%AM, %26 %455 %2017 %09:%Tem

İSİG Meclisi OHAL raporunu açıkladı

İSİG Meclisi OHAL’de gerçekleşen iş cinayetlerine ilişkin raporunu OHAL’de hakları ve özgürlükleri için mücadele eden Yazaki işçisi Dilek Gültekin, Sosyolog Veli Saçılık, Eğitim Emekçileri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya ve nice yaratıcı direnişle ismini bile bilmediğimiz arkadaşlarımıza ithaf ederek açıklamasını yayınladı

HABER MERKEZİ (26.07.2017)- İSİG Meclisi OHAL’de gerçekleşen iş cinayetlerine ilişkin raporunu açıkladı. 

2013 yılında uygulanmaya başlanan 6331 Sayılı İSG Yasası devlet görevlileri tarafından öyle bir müjdelenmişti ki artık işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunları çözülecek, iş cinayetleri hızla azalacaktı. Aksine iş cinayetleri hızla artmış ve Soma’da, Ermenek’te, Torunlar’da, Şirvan’da toplu iş cinayetleri yaşandı. 

 Özellikle 2016 yılı Şubat ayı ile başlayan ve OHAL sonrası devam eden süreçte iş cinayetlerinde büyük bir artış meydana geldi. Tespit edilebilen iş cinayeti sayısı 2000’e ulaştı. OHAL sonrası toplu iş cinayetlerinden ziyade tek tek gerçekleşen iş cinayetleri çoğaldı ve seri ve sürekli bir biçim aldı. Bu durum işçilerin ülkemizde ve işyerlerinde söz ve karar süreçlerindeki dışlanmasının pekiştiğini de ifade ediyor.

 İş cinayetleri yaşanan işkollarında yine ilk üç sırayı inşaat, tarım ve taşımacılık işkolları aldı. Ancak tarım işkolunda yüzde 10 civarında iş cinayetlerinde düşüş gözüküyor. Bu durumun temelinde ise gerek Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerindeki sokağa çıkma yasakları sonrası yaşanan sosyal-siyasal durumun etkisi gerekse ülkemizde tarımın bir kenara atılmışlığı ve tarım alanlarının ranta açılmasının kısa vadede getireceği kar beklentisi yatıyor.

 Dikkat çekici olan en önemli husus ise metal, madencilik ve enerji işkollarındaki ölümlerin her geçen gün artış göstermesi. Yine gıda, kimya, tersane/liman, cam/çimento, ağaç/kağıt gibi sanayi işkollarındaki ölümlerin oransal olarak artması yani iş cinayetlerinin sanayide yoğunlaşma eğilimi göstermesi. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan tarafından bu yılın ilk yarısında Türkiye ekonomisinin yüzde 5 büyüdüğünün açıklanması ile bu hususu birlikte ele almanın önemi ortaya çıkıyor...

 İş cinayetlerinin nedenlerinde trafik/servis kazaları, ezilme/göçükler ve yüksekten düşmeler her zaman olduğu gibi ilk üç sırada. Ama özellikle elektrik çarpmasına bağlı iş cinayetlerinde de oransal bir artış söz konusu. Elektrik çarpmalarına karşı alınacak önlemlerin maliyetlerinin çok az olduğu düşünüldüğünde iş güvenliği önlemlerinin iyice rafa kalktığı da anlaşılıyor.

 Aşırı-yoğun-fazla çalışmaya bağlı olası ani ölümler ise (kalp krizi, beyin kanaması vb.) artık kalıcılaşmış durumda. Bu durum OHAL döneminde çalışma koşullarında herhangi bir iyileştirmenin olmadığını aksine var olan uygulamaların kalıcılaştığını gösteriyor. İşyerlerinde ya da çalışırken şiddet olaylarına maruz kalıp ölen işçilerin varlığı ise OHAL ile hiçbir sorun çözülmediğini aksine şiddetin kalıcılaştığını ortaya koyuyor. Yine işyeri intiharlarının nedeni olarak mobbing, borç ve işsizlik ülkemiz işçi sınıfının içinde olduğu cenderedir. Gün geçmiyor ki mobbing dolayısıyla bir işçimiz, işsizlik nedeniyle üniversiteyi bitiren bir gencimiz ya da borçlarını ödeyemediği için bir emekçimiz yaşamına son vermesin. OHAL’de bu durum olağanlaşıyor...

 OHAL döneminde çocuk işçi ölümleri aynı oranda devam ediyor. Yani çocuklara dair politikada hiçbir düzelme yok. Ancak dikkat çeken husus 28-50 yaş grubundaki işçi ölümlerindeki kısmi artış. Daha evvelki çeşitli raporlarımızda belirtmiştik. 28-50 yaş grubu örgütlülük, haklarını koruma gibi pratiklere daha aşina. Bu yaş grubundaki iş cinayetlerinin oransal artışı OHAL’in işçi sınıfının ana gövdesine dönük uygulamaların arttığının bir göstergesidir. Yani OHAL döneminde daha örgütlü kendini koruyabilen işçi sınıfına dönük doğrudan bir saldırı gerçekleşti.

 OHAL’li bir yılda Türkiye’nin 80 şehrinde iş cinayeti yaşandı. Sadece Ardahan’da iş cinayeti tespit edemedik. OHAL, Türkiye’nin sanayi kentlerindeki işçi sınıfının iş cinayetlerinde ölümünü yoğunlaştırmıştır. İstanbul bir yana özellikle Kocaeli, Bursa, İzmir, Antalya, Konya, Adana ve Manisa gibi Anadolu’nun önde gelen sanayi şehirlerinde işçilerin sağlığı ve güvenliği alarm vermektedir.

 OHAL sürecinde kamu kurumları ve 50’den az işçisi olan az tehlikeli işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırma zorunluluğu 1 Temmuz 2020 tarihine ertelendi. Yine endüstriyel kazalara dönük yönetmelikte bazı maddelerde değişikliğe gidildi ve bazı zorunluluklar 2019 yılına ertelendi. İş cinayetleri sonrası ise adaletsizlik, cezasızlık sürmektedir. Davalarda asıl sorumlular mahkemeye çıkartılamadığı gibi tali sorumlular kısa süreli hapis cezalarına çarptırıldı, bu cezalar para cezasına çevrildi ve 24 ay taksitlendirildi.

 İşçi sağlığı ve iş güvenliği mücadelesine dönük işten atma saldırıları da gerçekleşti:

 İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nde Taş-İş-Der Başkanı ve İSİG işyeri temsilcisi hastabakıcı Cemal Bilgin, servislere verilen yemekten dolayı 50 civarı işçi ve hasta yakınının salmonella bakterisi yüzünden rahatsızlanmasını dile getirdiği ve bir şey yapılmamasına karşı çıktığı için, yani “yasal görevini yaptığı için” işten atıldı. Hastane içinde direniş yapılmasına müdahale edildi ve Cemal zorla dışarıya çıkarıldı. Direniş neredeyse birinci yılını doldururken Cemal işe iade davasını kazanmasına rağmen çalışması engelleniyor.

 İSKİ’de taşeron sayaç okuma işçisi olan Enerji-Sen İSİG Sekreteri Tarık Yüce ise sosyal medya paylaşımları nedeniyle işten atıldı. Tarık’ın paylaşımlarından birisi ise daha evvel açıkladığımız bir rapor olan “AKP’li yıllarda 17 bin 57 işçi yaşamını yitirdi” tweetini paylaşmak. Yani yine bir işçi “yasal görevini yaptığı için” işten çıkarıldı. Tarık da işe iade davasını kazandı ama hala işe başlamayı bekliyor.

 Yine Çerkezköy’de bulunan Bony Çorap’ta patronun tüm engellemelerine rağmen İSİG temsilcisi seçilen Hakan Gürses işten atıldı. Hakan’ın direnişi her türlü engellemeye ve saldırıya rağmen sürüyor...

 Buradan tekrar ifade edelim: Eğer işyerlerinde işçi katılımını engelliyorsanız, İSİG temsilcilerini görevlerini yaptıkları için işten atıyorsanız, yani ‘biz ne dersek o’ diyen keyfi bir yönetiminiz varsa o işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği yok demektir. İşte OHAL bu olumsuz uygulamaların hayata geçmesi için uygun bir zemin sağladı. Bu üç arkadaşımızın işten atılması OHAL’in işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki uygulamalarının en somut göstergesidir. İş cinayetlerinin artmasının temel nedenidir.

 Son olarak OHAL sonrası beş grev milli güvenlik ve sağlık gerekçeleri ile yasaklandı. Ancak yasaklanan sadece grev değil sendikal örgütlenme özgürlüğüdür. Oysa iş cinayetleri sadece işçilerin söz ve karar haklarının sağlanması ile azalabilir. İşçilerin örgütlenmesi zaten Türkiye’de birçok şekilde engellenmeye çalışılırken bu durum OHAL’le birlikte iyice keyfileşti. Yani devletin tepesinin, AKP sözcülerinin ifade ettiği “halka ve işçilere OHAL yok” söylemi sadece sözde kaldı. OHAL koşulları patronlar lehine ve işçiler aleyhine devam eden, bizim alanımızdan bakınca da iş cinayetleri rejimini kurumsallaştıran bir saldırı süreci olarak devam ediyor. Ancak raporun başlangıcında belirttiğimiz gibi işçi sınıfının mücadelesi de devam ediyor. Sınıf mücadelesinden öğrenmek ve gerektiğinde bir yön verebilmek inancıyla...

 Balçınlar Madencilik, Avcılar Belediyesi, Türkiye Petrolleri, Tedi, MSC/Medlog, DHL Express, BEDAŞ, Avon, Form Ambalaj, Bekaert, İZBAN, Ferrero Çikolata, EMİS’e bağlı işyerleri, Gemlik Gübre, Emaar Square İnşaatı, LSG Sky Chefs, Klisom Klima, İZDENİZ, Şişecam ve nice fabrikalarda direnenlere...

 Çapa İSİG Temsilcisi Cemal Bilgin, Enerji-Sen İSİG Sekreteri Tarık Yüce, Bony Çorap İSİG Temsilcisi Hakan Gürses, Yazaki işçisi Dilek Gültekin, Sosyolog Veli Saçılık, Eğitim Emekçileri Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’ya ve nice yaratıcı direnişle ismini bile bilmediğimiz arkadaşlarımıza...

 Raporumuz OHAL’de hakları ve özgürlükleri için mücadele eden işçilere ithaf edilmiştir.