18 Aralık 2017
%AM, %15 %473 %2017 %10:%Haz

İSİG: 1 ay’da 166 işçi katledildi!

İSİG Meclisi bir rapor hazırlayarak kamuoyuna sundu. Hazırlanan raporda 13 Mayıs / 12 Haziran tarihleri arasında yaşana iş cinayetlerinde en az 166 işçinin yaşamını yitirdiği belirtildi

HABER MERKEZİ(15.06.2017)- İSİG Meclisi bir açıklama yaparak 13 Mayıs/12 Haziran tarihleri arasında 166 işçinin iş cinayetleri sonucu yaşamını yitirdiğini belirtti. İSİG Meclisi yaptığı açıklamada iş cinayetlerine dair şu değerlendirmelerde bulundu.

‘’Bizler de aksine AKP döneminde 20 bine yakın işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini, devletin denetim yapmadığını ve çıkardığı yasalarda bile ertelemeler yaptığını, patronların önlem almak şöyle dursun işyerlerinde sorgulanamaz kurallarla bir çalışma rejimi oluşturduklarını, bunun bir iş cinayetleri rejimi olduğunu belirtmiştik. Çözüm için ise önceliğin sendikal örgütlenme özgürlüğü, güvencesiz çalışma biçimlerinin yasaklanması, çalışma saatleri ve barınma gibi birçok unsurun değişmesi gerektiğini kaydetmiş; üretim biçiminin sorgulanmasının altını çizmiştik.

Aradan bir ay geçti ve bu kampanyanın ilk ayında (13 Mayıs – 12 Haziran arası) en az 166 işçinin yaşamını yitirdiğini tespit ettik. Bu dönem 2017 yılında bir ayda en fazla iş cinayetinin yaşandığı zaman dilimi oldu…

Diğer yandan sıfır kaza kampanyasının ekseninde inşaat sektörü olduğu açıklanmıştı. Ancak yine bu bir aylık dönemde en az 33 inşaat işçisi yaşamını yitirdi. (Burada bir açıklama yapalım: SGK’dan farklı olarak bizler inşaatlardaki ölümlere yapı işleri kapsamındaki bütün mesleklerdeki değil sadece işkoluna giren ölümleri alıyoruz. Yani yapı işlerine giren ölümlerden belediye, metal vb. gibi diğer işkollarına kaydettiğimiz iş cinayetleri bulunuyor.) İnşaatlarda yaşanan 33 iş cinayetinin 21’ini ulusal ve yerel basından, 8’ini işçinin yakınlarından / iş arkadaşlarından, 2’sini işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarından 1’ini ise inşaat işkolunda faaliyet gösteren sendikalardan öğrendik...

Hedef sıfır kaza kampanyasının ilk ayında (13 Mayıs – 12 Haziran arası) inşaatlardaki iş cinayetlerinin nedenlerine bakarsak yüksekten düşmeler ve ezilme/göçükler yüzde 79’u oluşturuyor. 

Çözüm mü istiyorsunuz, buyurun biraz da bizi dinleyin

Bu iş cinayetlerine daha yakından baktığımızda, yarısından fazlasının yüksekten düşme olduğunu, düşme nedenlerinin de “uygun korkuluklu iskele olmaması”, “asansör, döşeme boşluklarının kapatılmaması”, “Döşeme kenarlarına korkuluk konmaması” gibi temel önlemlerin alınmamasından kaynaklandığını görüyoruz. Tabii ki buna neden olan denetim, gözetim ve eğitim hususları. Tüm bunlardan sonra ancak tali bir husus olarak sayılabilecek kişisel koruyucu eksikliği olduğunu görüyoruz. Çok basit, standartlara uygun iskele kurulmamış, standartlara uygun korkuluk yerleştirilmemiş, bunlar denetlenmemiş… İşçi hatası bunun neresinde? Hiçbir yerinde değil…

Yine iskelede çalışan bir işçi çelik halatın yüksek gerilim hattına teması sonucu yaşamını yitiriyor. O kadar yaygın, o kadar bilindik bir iş cinayeti ki, işçi sağlığı ve iş güvenliğinde en temel ölüm nedenleri arasında, fotoğraflarla, çizimlerle anlatılıyor. Elektrik akımı kesilmeli veya mevzuatımızda çok net bir şekilde belirtilen uzaklığa taşınmalı diyoruz. Demek ki eğitimlerde/derslerde anlatmakla olmuyor, yetmiyor… Burada da işçi mi suçlu diyeceğiz?

Yapı makinelerindeki kazalara baktığımızda bir işçi su kanalı yapımında devrilen makinenin altında kalarak, bir işçi hafriyat kamyonuyla çarpışan bir yapı makinesinin içinde çarpışma sonucu, bir işçi de dolgu malzemesi dökerken devrilen kamyonun altında kalarak, bir işçi baraj şantiyesinde teleferik hattındaki sarsıntı sonucu sepetin düşmesi sonucu ölüyor. Bir diğer malzeme düşmesi olarak incelediğimiz olayda ise işçi, vinç tarafından taşınan borunun düşmesi sonucu yaşamını yitiriyor. Bir işçi yıkım sırasında, yıkılan kısmın altında kalarak yaşamını yitiriyor, ki yıkım işi ciddi uzmanlık isteyen, planlı şekilde yapılması gereken bir iştir, bir uzmanlık alanıdır. İşçi hatası bunun neresinde? Kişisel koruyucu bunun neresinde? Hiçbir yerinde değil…

Bilmediğimiz, bizim için sürpriz olan, önlememizin önünde engel olan hiçbir şey yok, hiçbir şey! Büyük iddialı sözlere gerek yok, hemen, somut, bir iki gün içinde alınması gereken önlemler belli. Tekniğine uygun iskele, korkuluk, boşlukların kapatılması, yapı makinelerinin planlı ve denetimli bir şekilde operasyonları gerçekleştirmesi, uygun malzeme taşınması, iletilmesi, bu kadar basit, bu kadar temel şeylerden söz ediyoruz 3. Havalimanı’nda gerçekleştirilen etkinliğin toplam masraflarıyla karşılaştırıldığında veya 81 ilde yapılacak o etkinlikler için harcanacak paralarla kıyaslandığında lafı bile edilemeyecek, ufacık masraflar. Hadi sermayedar sineğin yağını hesaplar biliyoruz, ama o kadar toplantı, kampanya veya moda tabirle “PR faaliyeti” yapacağımıza her gün “100 şantiyeyi denetliyoruz” , “mevzuata uygun olmayan her işyerini kapatıyoruz” desek acaba? Bunu yapacak siyasi irade yok mu diyorsunuz? 2002 yılından beri iktidarda olan, tüm iktidar aygıtlarında tam gücü olan bir iktidarın önünde hiçbir engel yok değil mi? Neden hâlâ “işçi güvenlik kemerini takmıyor” noktasına takılıp kalıyorsunuz? Çok basit sorular, çok basit yanıtlar… Var mısınız bu yanıtları hep birlikte ama özellikle de işçilerle birlikte verelim.

Bakanlığın kampanyası dört ay sürecek ve bizim de açıklamalarımız farklı yönleri de ele alarak sürecek. Bu noktada işçi sendikaları konfederasyonlarından açıkladığımız hususların takipçisi olmalarını istiyoruz...

 Çalışma Bakanlığı’nın ‘hedef sıfır kaza’ kampanyasının birinci ayında yaşamını yitiren 33 inşaat işçisinin isimleri: Abdullah Çatalbaş, Bünyamin Demir, Mustafa Buğa, Yaşar Erkoç, Ekrem Demirbaş, Cemalettin Uçar, İsmail Gökhan Güven, Emre Toker, Ali Zengin, Sefa Günay, Abdurrahman Özer, Engin Tercalı, Ayhan Yıldız, M.D., Kemal Kılıçoğlu, Kemal Öner, Kasım Akan, Hacı Ahmet Aktaş, Necmettin Maraba, Dursun Güngör, Zülküf Güneş, Emre Temel, Sedat Yavuz, Hamdi Taşkafa, Abdulkerim Ceyhan, Mehmet Can, Mehmet Cankatan, Hamza Gülbahçe, Ali Dal, Caner Gürbüz, Kadir Gürakar, Cemali Yuvka ve Bünyamin Aydoğan’’