15 Aralık 2017
%AM, %04 %183 %2013 %03:%Şub

Halk Kurtuluş Ordusu Savaşçısı: Biz yapılanlardan memnun değiliz

HABER MERKEZİ (03.12.2011)- Nepal’de devrimin sorunları üzerine yaşanan gelişmeler üzerine yapılan tartışmaları Türkiye-Kuzey Kürdistan halkı ile paylaşmaya devam ediyoruz. Halk Kurtuluş Ordusu içindeki tartışmalara ışık tutacak olan bir röportajı yayınlıyoruz.

“Nepal Halk Kurtuluş Ordusu’nun birçok üyesi; Bhattarai-Prachanda ve burjuva siyasi partiler arasında yapılan yedi maddeli anlaşmasından rahatsızlar. Bu anlaşma, Halk Kurtuluş Ordusu’nu ciddi biçimde dağıtacak ve ülkeyi devrim ve kurtuluş mücadelesinin hizmetinde olan aktif bir askeri güçten yoksun bırakacaktır. Halkın hizmetinde olan bir ordu olmadan Nepal’in feodalizmden, Hint yayılımcılığından ve ülkenin baş belası olan emperyalizmden kurtulması imkansız değilse bile oldukça zor.

Bu durum çok güvenilmez ve belirsiz. Röportajda ki komutanın merak ettiği gibi ‘Nereye götürülüyoruz?’. Aynı zamanda, Nepal halkı ve UCPN (M)’nin devrimci kanadı, Yeni Demokratik Devrim için sosyalist çizgide savaşmaya devam ediyor.

Bu röportaj aslında, UCPN (M) devrimci grubunun İngiliz dilinin ifadesi olarak su yüzüne çıkan Red Star da ortaya çıktı.

“Biz, Halk Kurtuluş Ordusu’nun fes edilmesine yol açacak gidişatı benimsemiyoruz.” Mep Bahadur Kunwar, ( Vivek )

(Mep Bdr. Kunwar "Yoldaş Vivek"; Halk Kurtuluş Ordusu 6. Bölüm kampının Tümen Komutan Yardımcısıdır. O, Nepal’deki HKO’nun önemli komutanlarından biridir. Gazeteci Janmadev Jaishi, yeniden yapılan örgütlenme sırasında onunla bir röportaj gerçekleştirdi)

Halk Kurtuluş Ordusu, şu an süren yeniden düzenleme sürecinden memnun mu?

-          Bu dönemin en önemli sorunu barış sürecini sonucuna ulaştırmaktır. Ordunun entegrasyonu da bu sürecin en önemli kısmıdır. Ancak, barış sürecinin başında düşünülenle şimdi gerçekleştirdiğimiz oldukça ters. Bugün uygulanmakta olan politika ve plan, devletin dönüşüm ve barış planının yerine mevcut durumun desteklenmesini teşvik etmekte.

-          Aslında insanlar, tüm marjinalleşmiş, ezilen ve dışlanan kesim ve bölgelerin, kastlar, etnik kökenler, kadınlar, Dalitler, Madheshisler, Müslümanlar ve diğer azınlıkların haklarını içeren bir yeniden yapılanmayı amaçlayan devlet garantisi istiyor. Barış süreci, ancak insanların ve milletin güçlenmesine hitap eden söz konusu gündemlerin gerçekleşmesinden sonra istikrar kazanacaktır. Eğer siyasi partiler, insanlara hitap edemiyorsa, sorunlar bir dağ gibi yığılacak ve sonuç karmaşa olacaktır. Hükümet ve büyük siyasi partilerin başındakiler tarafından yapılanlardan ve senaryolardan haberdar olan biz, Halk Kurtuluş ordusunun binlerce askeri ve komutanı, yaşananlardan memnun değiliz.

UCPN-Maoistlerin iç mücadelesi HKO’yu ve birleşme (entegrasyon) sürecini etkiler mi?

Biz partinin ana önderliğinin süreci ciddiyetle ve sorumlulukla ele almadığını düşünüyoruz. Parti içinde sülen mücadele ve ordunun entegrasyonu, toprakların iadesi ve devletin yeniden yapılandırılması hakkındadır. Bu nedenle, biz HKO komutanları ve askerleri olarak bu konuları ciddiye alıyoruz. Biz her konuyu HKO kurulduğunda ilan edilen hedefler, amaçlar ışığında ölçerek değerlendiriyoruz. Bizim sorguladığımız; on yıllık uzun Halk Savaşı (PW) ve 2. Halk Hareketi süreci içinde olgunlaşan toplumsal çelişkilerin mantıksal sonucuna nasıl ulaşacağıdır. Tabi ki, komutanlar ve askerler arasında görüş farklılıkları var. Ama anladığım şudur ki HKO’nun kurulma amacı henüz ortadan kalkmamıştır. Bu konuyu esas alırsak, bazı komutan ve liderlerin Sosyalist Devrim’den bahsettiklerini duyuyorum. İnsanların aklında Nepal Yeni Demokratik Devrimi tamamladı mı sorusunu getiriyor. Bu demek oluyor ki; HKO’ ya, tam profesyonel kadrolara ve halk gücüne artık ihtiyaç yok! Eğer öyleyse; bütün çelişkiler çözülmüş olmalı, feodaller, arazi lordları, komprador kapitalistler, bürokratik kapitalistler ve burjuvalar, öte yandan yoksul, evsiz ve topraksız köylüler ve işçiler kalmamış olmalı.

Peki, Gerçeklik Nedir?

Feodalizme, emperyalizme ve onların kuklalarına karşı mücadele bu günlerde yoğun bir şekilde devam ediyor. Tamamlanmak üzere. Nepal’de sosyalist devrim fikri bugünün Nepal’inin hakim çelişkileri ve sınıf analizi ile uyuşmuyor. Bu görüşte; HKO’nun fedakarlığına, özverisine ve bağlılığına saygısızlık vardır. Sosyalist devrimin başları ve ezberci takipçileri, asıl meseleyi saptırmışlar ve amaçsızca farklı bir yöne kaymaktadırlar. Bilinen asıl gündemler, federalizm, devletin yeniden yapılandırılması, laiklik, orantılı temsil ve Kurucu Meclis’in seçimi halk savaşı yoluyla kazanılmıştır ve HKO’nun rolü belirleyicidir.

Bizim anlaşamadığımız nokta; HKO’nun silahsızlandırılması; üniformalarından soyunması ve orduya yeni alınan acemi askerlerle aynı muameleyi görmesi mahkum edilmesi gereken bir şey değil midir? Onursuzlaştırma, küçültme ve HKO’yu piyeslerdeki palyaçolara çevirme çabası hiç birimiz için kabul edilebilir değildir.

Ancak, geniş yayın yapan gazeteler ve elektronik medya, HKO’nun yeniden düzenlenmesi sürecinde HKO barakalarında memnuniyetin hakim olduğuna dair yayınlar yapıyor. Gerçek zemin nasıl?

Biz tarihin kritik bir dönemecindeyiz. Meselede mutlu olma ya da olmama meselesi değil. Biz ülkedeki durumla, parti içi durumla doğrudan ilgiliyiz. Bu meseleleri halkın ve ulusun kaderi-geleceğine bağlı olarak yakından inceliyoruz. Bizim endişemiz şu: “Nereye Götürülmeye Çalışılıyoruz?” Gazetelerdeki ve elektronik ortamdaki yorumlar; onların bağlı oldukları sınıfların ve sınıf görüşlerinin gereğidir. Bu, UCPN-Maoist parti ve diğer siyasi partiler ve ayrıca aydınlar için de geçerlidir. HKO askerleri ve komutanları olarak bugünlerde süreç devam ederken tümüyle netleştik. Yeniden düzenleme sürecinde sona varılıyor; partinin önderliği 4 yıldır HKO’ya yalan söylüyor. HKO, en sonunda dağıtılıyor.”

Bu röportaj http://southasiarev.wordpress.com/ sitesinden Halkın Günlüğü Çeviri Kolektifi tarafından çevrilmiştir.